2003 için Arşiv

Usta Havlu Atıyor

WEB sayfasının istediği kıvamda ilgi görmeyişinden yakınan usta, yakında havluyu atmaya hazırlanıyor… Bir süredir kendi dostlarının teşvikleriyle, yakınmalarıyla işi götüren usta e-mail eksikliğinden iyice dertlere uğradı… İşin gidişatından kuşku duyuyor… Verilen emeğin zayi olmasından endişe ediyor… Gaaa… Gak… Gak. Usta bu sayfaya yazdığı yazıları bir zamanlar akşamları Orta Doğu gazetesine de gönderir ertesi sabah gazeteyi açtığında yazısını görünce keyiflenirdi. Gak… Gak. Sonra bir gün Orta Doğu gazetesinden ayda 100 lira istedi.Vermediler… Bütün israrlara, inatlaşmalara rağmen gazetenin sahibi Zeki Saracoğlu 30 yıllık ustaya 30 günlük yazı karşılığında ayda yüz lira bile vermedi… Halbukı usta yetmişli yılların başında o gazeteyi kuranların arasındaydı. O zaman Usta yazı işini bıraktı… Parasından değil, ilgi görmeyişinden… Çevirdi işi WEB sayfasına… ama gelin görün ki bir buçuk yıldır devam eden VEB sayfası da ilgisizlik belasına uğrayınca Usta bu “bu işlerden hayır yok…â€? dedi. GaK… Gak… Gak.Yazar-çizer takımının ilgiye ihtiyacı vardır. Bu adamlar ilgi olmayınca yaptıkları işi sürdüremezler. İlgi olmadı mı, bilgi de olmaz… İlgisiz bilgi bilgisiz ilgi işe yaramaz…Yazarlık bir çeşit “marifettirâ€? yani hüner… eskiler demişler ki “ maarifet iltifata tabidir, iltifatsız meta’zayidir…â€? bugünkü türkçe ile “ hüner ilgiye bağlıdır, ilgi görmeyen hüner kayıptır…â€? İşte böyle,… Gak… Gak. Malları satılmayan bizim usta yakında kepengi indirecek… İflas bayrağını çekecek, işe son verecek… Bağrına taş basarak kalemini Boğaz köprüsünden aşağı atacak… Bilgisayarlarını bit pazarında satacak… Kitaplarını mezata verecek… arşivini kese kağıtçılara devredecek… kırk yıldır çektiği resimleri de köşe bakkalına… Ihı… Ihı… Ihı… Gak. Tasss, Tuss takır. tıkır. (Gagayı dala sürtme sesi…)Hoşça kalın…

Sarhoş Karga Yakalandı

Reuters ajansının Geçen Pazartesi günü Berlin’den verdiği bir habere göre Alman polisi sarhoş bir kargayı yakaladı Ha…Ha…Ha…gak…gak…gak… hıııı…hı…hı… Karga’nın ne içip sarhoş olduğu anlaşılmadı ama verdiği zarara bakılırsa oldukça güçlü bir alkol almış olmalı. Alman kargası ne içer…? Bira içer. Fransız kargası olsa “armanyakâ€? içer “kalvadosâ€? içer…Bununki pek bira sarhoşluğuna benzemiyor zira olaya el koyan Dortmund polisi diyor ki “Karga tamamiyle sarhoştu…â€? Polisin varsayımına göre sarhoş karga, kediler için hazırlanmış bir gıda yüzünden kafayı bulmuş… gak…gak…gak… Bir kadına ve bir genç kıza saldıran Karga ytakalanarak hayvanlar için hazırlanmış bir “sığınma evineâ€? kapatılmış. Bu karga ırkımızın şerefine leke sürdü…Gak.Gak.Gak. Ben böyle işe kızarım. Zira şimdiye kadar bir karganın kafayı çekerek ona buna saldırdığı hiç duyulmadı… Kargaların içki içtiği de duyulmadı…İçsele bile insanlar gibi sarhoş olup pislik ettiklerini kimse görmedi… Gak Gak…ıhı…ıhı… Özür dilerim o yaşlı kadın ve genç kızdan… Her toplumda iyiler ve kötüler vardır… İyi kargaların hatırına kötü kargaları affetsinler. Onsekiz günlükten küçük kargalara da içki satılmasın… tısss…

Levent’ in Kılıcı Kayıp

Çağrı’nın babası,Zeyneb’in kocası, benim kıymetli komşum, yarı vefakârım Levent’in değil. Barbaros Hayrettin Paşa’nın sol yanına duran Llevent’in kılıcı kayıp. Hem yıllardır kayıp. Gak…Gak…Gak… ben eskiden o kılıcın üzerine konar öterdim, kılıç bir gecede kayboldu. Birileri bronz kılıcı, kel kafalı, pala bıyıklı, boronz’dan dökülme Levent’in elinden alıp sırra kadem bastılar… Anlaşılan kırklı yıllarda heykeltraş bu kılıcı tam yerine oturtmamış, leventin eline tutuşturmuş…Son zamanda oynuyordu… Çalınması zor olmamıştır… aşağıdan dürtüp düşürmüş olmalılar… Ertesi sabah heykelin önünden geçenler kılıcı yerinde göremeyince hayıflandılar… İstanbul’da Beşiktaş’ta Barbaros parkında, Hayrettin Paşa’nın türbesinin doğu yamacında yer alan heykel kompleksinin sol tarafındaki Levent heykelinin elinde şimdi kılıç yok… Hani başta Hayrettin Paşa olmak üzere bu heykeller hep birden canlanıp Amiral baştardasında denize açılsalar asker silahsız döğüşecek… Gak Gak Gak… Park geçenlerde onarıma girdi… Yıkılan veya yıkılacak olan ağaçlardan bazıları ayıklandı… Onarım sürüyor…Gak Gak Gak…tısssss. Bakalım birileri o levent’in kılıcını bulup yerine takacak mı ? veya eksik heykel acaba kimin dikkatini çekecek…? Parkın onarımı biter, büyük adamlar kurdeleler keser, bayraklı nutuklu açılış yapılır ve ben yine o kılıcı yerinde görmezsem işte o zaman gülmekten katılır… Kargaca naralar atarım. Gak Gak Gaaaaaaak…Heeeeey

Taksimde Bir Dinazor

İki ilkokul çocuğu Taksim’de kazılan tunel çukuruna aralıktan bakıyor…- Ne var ? diye usta da eğilip baktı… Devasa bir kazı. Yukardan adam düşse çukurun dibine on dakikada varır. Bir kedi atlasa aşağı inmeden havada ölür… Önünde lokomotifi ile dokuz vagonluk bir tren katarı, kenardan kayıp çukura dolsa üstünü örttüklerinde enkaz farkedilmez… Arızalanmış bir Boeing 127 yolcu uçağı gökyüzünden süzülüp yere çakılırken çukura denk gelse, ne cock bit’i ne de kuyruğu dışarda kalmaz… Kara kutusu sır olur, arayanın başına dert açar. Dipten gökdelen yapmaya kalksalar yüzüncü kattan yürür çıkar Taksim Sütiş’te kazandibi yemeye gidersiniz…Mersin Korikos’taki cehennem mağarası gibi bir şey… Nasıl da kazmışlar, ben bile içine girip uçmaya cesaret edemem, Bir hafta dolaşsam kanadım bir yere değmez… gak…gak…gak… tısss… Kabataş’tan Taksime Tunel kazıyorlar. Bu yönetimin kazması gümüşten, sapı altın kaplı… Yeryüzünü kazmaya bayılıyor…Kazdıkça kazıyor, Dünyayı deliyor…deldikçe delmeye doyamıyor…gak gak…neyse… Ustanın yaklaştığını gören iki çocuktan biri seslendi – Bu çukurdan Dinasor çıkar mı ? Usta şaşırdı hafifçe güldü… –Nereden çıkacak dinasor ? dedi. Çocuk cevap verdi – Bu çukurdan… – Sen dinasor gördün mü ? dedi usta… Çocuk yerinde duramıyor… zıp zıp zıplıyor…afacan bir şey… Ekran önlerinde geçen deli, uçuk saatlar yüzünden küçücük kafasında sanal, görsel, yaşamsal birbirine karışmış… Gak Gak Gak… Bizim pır pır yavrulara benziyor… Sonra çocukla Usta şöylece söyleştiler… – TV’de gördüm, kuyruğu, kocaman kafası var… kemiğinden başka bir hayvan doğdu… çok kötü bir hayvan… –Ne bildin kötü olduğunu…? –İnsan yiyor, çocukları parçalıyor. Usta yürüdü… Yürürken geriye çocuğa selendi – Bu çukurdan dinasor çıkmaz… yakında Ali Müfit Gürtuna çıkacak…

Hoca Viktor’u Sevdi

Gak…Gak…Gak… Kıskandım. Hoca Viktoru sevdi… Bana yüz vermiyor… Darıldı mı ? nedir. Hoca geçen hafta sonunda Sapanca’nın güneyindeki dağ köylerine doğru gezintiye çıktı… Ben de Hocanın 93 model ford’unun üzerinde… Bir vadiye geldik… Etraf yüksek dağlar… Bunca yıllık kargayım hiç böyle muhteşem yer görmemiştim. Gak… Gak. Çevreye göz atayım diye yükseklere uçtum. Gak…Gak…Gak… Hıı… Hacı Mercan yolunun kuzeyinden Sükriye düzlüğüne varmışız. Hoca orada yeni aldığı digital Nikon’la resimler çekti… WEB’ine koyarsa görürsünüz. Dere yatağından görüntü yakaladı… Resim çekerken kimseyi yanına sokmaz… Gülmez,konuşmaz. Gevezelik edene kızar… – Şuradan çek, buradan çek diyene dik dik bakar… Huyunu bildiğimden uzak durdum. Tısss… Sonra Dere kenarından Şükriye köyüne doğru yola çıktılar. Bir yerde durdular. Hoca indi… Arkadan bir eşekle birkaç delikanlı geliyor… Hoca yaklaştı… – Bu eşeğin adı ne ? diye sordu. Eşeğin üzerindeki sarışın çocuk – Viktor dedi… Eşşeğin adı Viktor. Hoca Viktor’u sevdi, başını, kulaklarını okşadı… Resmini çekti… Gak Gak Gak… Kısanırım tabii… Ama ses çıkarmadım tısss. Ayrılırken Viktor’un üzerindeki çocuk Hocaya teşekkür etti. “Resmi ne zaman alırımâ€? demedi. Hoca da buna çok sevindi. Hoca “resmini isteyenlerdenâ€? sıkılır. O yüzden son zamanlarda hep çiçek resmi çekiyor… Çiçekler resimlerini istemezlermiş… Gak Gak Gak hıııı…gırrrr… Akşam dönerken bir de değirmene uğradılar. En az yüz yıllık… Gak Gak. Rumlardan kalma değirmen… Biliyorsunuz, buralarda eskiden Rum köyleri varmış. Sonra Rumlar kaçmış… Koza’dan ipek’ ten zengin olanlar yüz yıl önce İstanbul’a yerleşmişler…Ortaköy, Bomonti, Şişliyi kurmuşlar… Hı…Hı. Hoca dedi ki- Haftaya yine buraya geliriz, Rum taklidi yapar eski yerlerimizi sorarız. Acaba yeni AB uyum yasalarına göre eski tarlalarımızı bize verirler mi dersiniz ? Gak Gak… Hı,Hı, bırrr…(Gülme sesi) Ben kargayım ya…işte buna çok güldüm… Uçtum yükseklere çıktım… Aşağı baktım Viktor da gülüyor…


Son Yorumlar