Haziran, 2003 için Arşiv

Büyük Türk Hırsızları

Usta’nın cep telefonu geçen hafta altıncı defa çalındı. Usta ertesi gün her zamanki gibi Kadıköy’de telefoncu arkadaşlarının yanına giderek yeni bir telefon aldı. Dükkanın sahibi Namık, usta’nın eski çocuklarındadır. Namık dedi ki: “Hocam gelecekteki hırsızın zevkine göre bir telefon al…â€? Usta bu uyarıyı dikkate aldı. Usta’nın hırsızları yabancı değildir. Hepsini tek tek tanır…Onlar Usta’nın ev hırsızlarıdır. Usta hırsızları ile samimi ve sevecendir. Usta son hırsıza geçen hafta bir telefon almıştı. Hırsız dört gün sonra geldi, Usta’nın telefonunu çaldı… Usta son hırsızının arkadaşına da bir telefon almıştı. Şimdi birkaç gün sonra, son hırsızın yine kendisi gibi saygın bir hırsız olan o arkadaşı da gelecek Usta’nın yeni aldığı telefonu çalacak. Gak…Gak…Gak…Ihı…Ihı…Ihı.Bunlar tarihimizin şu çağında yetişmiş “Büyük Türk Hırsızlarıdırâ€? tarih bunları ilerde ya altın, ya teneke harflerle yazacak. Ünlü Türk büyükleri listesine katacak. Cumhuriyetimiz yetmiş beşinci yılında Büyük Türk hortumcuları ve “Büyük Türk Hırsızlarıâ€? yetiştirdi. Cumhuriyetimizi kuranlar doğru kurmuşlardı ama makina çalışırken tekledi… Bu Cumhuriyeti kuran büyük Atatürk demişti ki : “Bir ülkede namuslular, namussuzlar kadar cesaretli olamazlarsa o ülke ileri gitmez…â€? Şimdi bekliyoruz… Bu ülkede namusluların, namussuzlar kadar cesaretli olmasını… Rabbimin izniyle…Gak…Gaaaaak.Pıs…

Usta Sapanca’ya Taşınıyor

Usta iyiden iyiye Sapanca’ya yerleşmeye kararlı. Geçen hafta Sapanca’nın Batısında asırlık çınarlar ve bahçeler içinde müstakil bir villa kiraladı. Çarşi ıçınde dört yıldır oturduğu evi bu ayın onbeşinde boşaltıyor. Usta belki İstanbul’daki evi de satacak, talaganları bir ederek Sapanca’daki villa’ya taşıyacak… Villa iki katlı dört odalı. Girişte geniş bir salon, salonun arkasında boydan boya mutfak… Yerler parke duvarlar saten badana… Her yer gıcır, bahçede yerler mıcır… Mal Sapanca’nın Çömlekçi ailesine ait. Çömlekçiler Usta’yı pek severler. Kimseye kıyamadıkları Villa’yı ona layik gördüler. Bir iki güne kadar temizlik yapılacak, perdeler takılacak Usta içine girecek… Usta evi kafasında yerleştirdi bile… Üst katta Usta’nın yatak odası yanında namaz odası. Bu oda gereğinde uzaktan gelen misafire yatak odası oluyor. Karşısında iki kitap odası… Önleri balkon… Villa’nın tavanları yüksek, beton bölümleri az… İnşaatta daha çok ahşap malzeme kullanılmış… Böylece insanlar betona gömülmekten kurtarılmış… Bu deprem bölgesinde daha iyisi olmaz… Usta gidişattan memnun. Evi kiralayanlar da memnun… Ancak sitede havuz sorunu var… Villa’nın bulunduğu sitede bazıları havuza sahiplenmek için dolaplar çevirmişler. Ancak bizim Usta’nın hayatında bir havuz motifi bulunmadığı için mal sahipleri rahatladılar. Şimdi taşınma bitince açılış yapılacak…Kurdele kesilecek ve garden parti verilecek: Garden Parti ünlü Özbek pilavıyla süslenecek. Bizim Usta hayatının kırk yılını Üsküdar’da Özbekler tekkesinde geçirdi. Pilav yapmasını bilir. Tencerenin başına geçecek, yumruk gibi kesilmiş kemikli koyun etlerini sovanla, salçayla harlı ateşte uzun süre kavuracak. Sonra su ilave ederek kaynamaya bırakacak.Arkadan yıkanmış tosya pirincini tencereye boca edecek… sonunda ustalıkla doğranmış havuç. Her bir havuç tanesinin ucu çapraz olacak, Şeyh Sadık efendi öyle istiyor… Herşey tencerede yerini aldı mı randevuya en son fıstık üzüm gelecek. Ateş kısılıp demleme başlayacak. Yirmi dakika sonra pilav cümbüşe hazır… Açılış’ta şehrin tanınmış boğaz eşrafı hazır bulunacaklar… Pilavı eleştirecekler… Sapanca’nın çerkes tavuğu, Kara lahanası ve Gürcü yemeklerinin yanına bir de Özbek pilavı eklenecek… Bizim usta tasavvuf bilir, bir de Sufi mutfağı… Mutfaksız Sufilik döllenmemiş yumurtaya benzer diyor… Hacı Bektaş Veli hazretlerinin vasıyetini tutuyor… Hz Pir demiş ki “İnsanlara sofra yayın,onları doyurun ve kimsenin içinde uyuyan şeytanı uyandırmayın…â€? Usta Sapanca’ya taşınıyor… Usta ile birlikte pek çok şey de bu şehre doğru yola çıkıyor… Ahilik,futuvvet,dervişlik, sufi’lik, okul,dergah, kalp huzuru, saadet gibi… Ustanın torbası dolu. Geride, İstanbul’da pek bir şey bırakmak istemiyor… Usta bin yıllık eski yaşam saltanatını Anadolu’nun bu şerefli kapısına taşıyor. Eşiğe bırakacak… Belki birileri bir gün içeri çeker diye…İstanbul da başının çaresine baksın diyor… Usta Sapanca ,Geyve Boğazı, Taraklı, Göynük, Nallıhan, Beypazarı yoluyla eski Ankara’ya ulaşmayı gözüne kestirdi… Bu yola “ahiâ€? yolu diyor….Gak gak gak… Ben de yanında… Hey Usta… Garip Usta… Hak yolcusu Usta…Ne de yorulmaz adammışsın… İstanbulun kargaları da ıhı…ıhı…ıhı… gak gak gak…ıhı ıhı ıhı. feryatları minarelerin boyunu aşıyor…


Son Yorumlar