Hoca Dede bey’le beraber sinemaya gitti. Gişede bilet alırken gişeciye dedi ki – Basın kartı geçiyor mu ? Ben içimden – nah geçiyor…dedim. Gak…guk…guuuk. “Gişeci – Geçmiyor deyince hoca parayı uzattı – iki emekli…dedi. Dede bey’le birlikte sinemaya girdiler. İçerde beş kişi vardı. Gak…Guk. Bir de ben karga olduk altı… Fazilet birkaç gündür ortalarda yok… aman olmasın,ukala, her şeye karışıyor… Gak. Guk takır…Hoca’nın basın kartına yüz vermedikleri için ben de reklam olmasın diye sinemanın adını vermeyeceğim. Gak.Guk… Film “organize “bilmem ne aklımda kalmadı… Ben hep uyudum…Onlar seyrettiler. Gak.Guk…Hoca da bir ara uyudu… “Çok olay var, kafam karışıyor, takip edemiyorum… ben son zamanlarda sinemalarda hep uyuyorum, bizi daha az olayla meşgul etselerâ€? dedi… ışıklar yanınca Hoca dedi ki – bu film bizim ulusal karakterimizi yakalamışÃ¢â‚¬Â¦ onun için ilgi görüyor…Gak guk… Anlamadım… Birden sinemanın damında Fazilet göründü. Ona sordum – Hoca ne dedi ? – Sonra anlatırım…diye cevap verdi Fazilet… Hoca ve Dede arabaya doğru yürürken biz Faziletle İzmit tarafına doğru uçtuk. Gün batmış, hava kararmıştı… Yarın kar yağacakmışÃ¢â‚¬Â¦ Gak…Guk.Tısss…
Aralık, 2005 için Arşiv
Hoca Sinemaya Gitti
Yayınlanma tarafından 30 Aralık 2005 Kategori: Kargadan Haberler 0 Yorum151 GörünümDede Pilavı Yapamadı
Yayınlanma tarafından 19 Aralık 2005 Kategori: Kargadan Haberler 0 Yorum174 GörünümUsta Pazar günü Sapanca’daki evinde “şebi arusâ€? yaptı… Gak.Guk. Evde toplantı kalabalıktı. Otuzbeş kişi geldi. Çoğu üniversiteli gençler. Usta bu toplantıya günledir hazırlanıyor. Üç buçuk kilo koyun eti, bir o kadar pirinç, fıstık üzüm, havuç, soğan, sana yağı…Herşey hazırlandı. Cuma akşamından ev “tekke moduna “girdi. Gak Guk…Takır. Pazar sabahı işe koyuldular… Göynüklü İsmail, Adapazarlı Yekta, Edirneli neyzen İbrahim meydancı seçildiler. Önce meydancılara brifink verildi…. Gak, guk. Herkes yapacağı işi ezberledi. Hoca – Haydi kolay gelsin, Hizmetleriniz makbul olsun, diyerek meydancıları ortaya saldı… Kendi de Metin Dede ile pilava başladı… Önce et soğanla kavrulacak…Ne mümkün. Buzdolabında Donmuş…gak.gak. tısss. Tak. Eti açma işlemleri yarım saatten bazla sürdü… İşte tam o sırada ipin ucu kaçtı. Dede olaya el koydu. Her zamanki gibi “ben bilirimleâ€? donandı ve öne atıldı… Usta geri kaldı. Sonuç o anda belli oldu. Pilavı Dede yapacak… ve tabii yapamayacak… Hoca ses etmedi. Sonucu beklemeye başladı… Dede özbek pilavının yakasına yapıştı, ateşten ininceye kadar bırakmadı… Özbek pilavının tarifini herkes bilir de kimse kıvamını tutturamaz… Gak…Gaaak. Usta dedi ki – pirincin suyu bir kerede konacak… “az geldi biraz daha koyalımâ€? deyince pilavın dengesi bozulur, yörüngesi kaçar, gönyesi yerinden oynar… Dede bu inceliği bilmiyor… ne çare ki öğrenmiyor da… Gaaak.Gruuuuk. (üzüntü sesi) Hocaya bakıyorum, yine ses yok, adamın basireti bağlandı… Tencere de ufak geldi. Servis için zamanlama da kötüydü. Guuuuk. Sonuç fiyasko…Dedenin pilavı falso.Keşke pilavı ben yapsaydım, en kötüsü bundan iyi olurdu. Gaaak.Gaaak. Guk tısss. Sapanca’daki yeni evin ilk toplantısı evlere şenlik, gece yarısına doğru bitti. Hoca dedi ki – Ne yapalım yine pilav yaparız ölmedik ya… Ben pilavdan bir tutam yedim. Fazilet bakmadı bile… ne inat şey… Pilavdan sonra evde neyler çalındı, kudümler bendirler, ziller vuruldu. Gak…Gak… Ben kargayım bir şey anlamam, ama insanlar beğendiler. Gak. Guk. Hoca’nın semazen öğrencileri İstanbul’dan geleceklerdi… gelmediler. Haber bile vermediler… Hoca dedi ki –artık onlardan hayır yok…biz işimize bakalım. Şimdi Anadolu’ya dönmenin zamanıdır. Gak Guk.
Hoca Konferans Verdi
Yayınlanma tarafından 17 Aralık 2005 Kategori: Kargadan Haberler 0 Yorum168 GörünümÇarşamba günü İbrahim ile Yekta hocayı evden alıp Sakarya üniversitesine götürdüler. Gak…guk. Hoca konferans verecek, sonra konser var… Biz de, ben rezalet karga, bir de fazilet karga arabanın peşinden gölün karşısına uçtuk… Üniversiteye vardığımızca bir yer bulup konduk…gak gaaaak. Bakalım şimdi neler olacak… Hoca yolda dedi ki – Kimse beni dinlemeye gelmez… Gak.Takırrr. İbrahim – hayır hocam gelecekler, dedi. Usta ses çıkarmadı…Başını çevirdi. Usta bu üniversiteye kırgın… Gak. Fazilet beni gagalıyor… –Kılçık konulara girme, diyor. Bu iş fazilet kargaya kalsa bana ağız açtırmayacak. Gak…guk. Tıss. Hoca salona girerken birkaç kişi –hoş geldiniz, dedi. Sahne hazırlanmış, beş iskemle konmuş, ortada dört müzisyen dolaşıyor…Hoca uyanık, anladı –kaldırın beşinci iskemleyi…dedi. Gak guk. İskemleyi ve hoca vursun diye getirdikleri kudüm’ü kaldırdılar…Guuuurk. Saat ikide başlanacak, ikiye iki var müzisyenler hâlâ sahnede prova yapıyor… Hoca kızdı, yürüdü sahneye çıktı, oturacağı yere oturdu. Gak.Guk. Bir yetkili geldi – Birkaç dakika bekler misiniz…? Hoca –Hayır bekleyemem… benim yöntemim böyle saatinde başlarım dedi. Ben de Fazilet de donduk kaldık… Fazilet bana döndü – Ne şaşırdın leş kargası, bu adamı tanımadın mı ? karşında yılların ustası var… Hiç saatinden sonra işe başladığını gördün mü, sen onun hiç ? gaaak guuuk kütürük. dedi. Ses çıkarmadım. Adam bir yere çağrıldığında olay çıkarmadan edemez… Onun için bir gittiği yere bir daha çağırmıyorlar…Tak…Tuk (sinirli karga sesi) Tabii bütün bunları içimden söyledim. Fazilet duysa canıma okur. O hep Hoca’dan yanadır… Hoca yirmi dakika kadar konuştu… Gak Gak…Ben bir şey anlamadım. Fazilete baktım, pür dikkat dinliyor… O anlar, ama bana söylemez… Sonra hoca indi, dört müzisyen konser yaptılar… Dr. Aptullah eser okudu… Gak. Gak… İş bitince ödüller, hediyeler verildi. Hoca memnun… Gülüyor… Merdivenden inerken biraz sallandı. İlk sırada oturan dört hanım – Neyiniz var ? dediler. Hoca – iyiyim bir şeyim yok, ama galiba tansiyonum çıktı, başım dönüyor…dedi… Gak.Guk. Hoca bir zamandır tansiyon sorunu yaşıyor. Şekeri de yüksek. Gak.Guuuk. Tısss ıhııı…ıhı…(ağlama sesi.) Sonra kendini toparladı, gülerek hanımlara – Nerelisiniz ? dedi, kimi Sinoplu, kimi Erzurumlu, kimi Bursalıyız dediler. Hoca – Bütün Türkiye burada, ne güzel…dedi… Gak.Guk. Etraf kalabalık oldu. Eşyaları toplayıp terasta çay içmeye gittiler… Gak Gak… Hava açık, Sapanca uzakta, sisler içinde görünüyor, zevale yaklaşan güneşin son ışıkları Göl’ün üzerine vurmuş, arkada sıra sıra puslu dağlar, Hoca’dedi ki – neden makine almadınız ? şimdi resim çekerdik… Gak.Gak. Ortalık kararırken eve döndüler. Biz de dağlara doğru uçtuk… Fazilet dedi ki – Hoca dağları seviyor… – Keşke karga olsaydı uçar gider, oralarda yaşardı, dedim. Gak Guuuuuk. Takırrrr. Hışt.
Seksen Terlikli Hoca
Yayınlanma tarafından 13 Aralık 2005 Kategori: Kargadan Haberler 0 Yorum164 GörünümHoca çalışırken dalıyor, masanın altında terliklerini, kaybediyor, ayağa kalkacağı zaman arıyor bulamıyor. Gak guk… Dün sabah yine feryada başladı –Şu iki terlikle başım dertte… Ya kırk ayak olsaydım… Metin Sakarya – o zaman seksen terliğin olacaktı dedi… Gak…Guk…tıss. Sonra arabaya binip Sakarya Devlet hastahanesine gittiler. Nejat Tezcan gece düşmüş hastahaneye kaldırmışlar, Doktor Aptullah sabah telefon etti : –İki beyin damarı tıkalı…dedi… Hastahane kapısı kalabalık, ziyaret saati başlamamış, gak gak…tıkır. Bizimkiler ok gibi içeri girdiler… –Dur diyen olmadı…Takır… Hocanın bir huyu var… Böyle durumlarda kapıcıların yüzüne bakmaz… – Bakarsam durdururlar der.. Bunu vaktiyle doktor babasından öğrenmiş Gaaak. Ziyaret kısa sürdü. Hasta uyuyor. Yar-i vefâkarı, yılların çilekeş hanımı yanında… Kızları ortada yok, sonra geleceklermiş… Hastahaneden ayrılırken Hoca sordu… – Nejat günde kaç paket sigara içiyor ? – İki buçuk, dediler… Doktor Aptullah dedi ki – Allah gecinnen versin ama bir emri hak vaki olacak olursa, mezara indirirken yanına bir paket sigara koyacağız…Gak Gak.Gak…gııık hısss (ağlama sesi) Fazilet kanadımdan çekiyor – Haydi artık gidelim dedi… Hastahanenin damından uçtuk…
Sonunda Sayfa Açıldı
Yayınlanma tarafından 11 Aralık 2005 Kategori: Kargadan Haberler 0 Yorum160 GörünümSekiz aydan beri kapalı sayfa bu akşam açıldı… Gak…Gak…Gaaaaak. Çok sevinçliyim, çok neş’eliyim,çok gururluyum. Sebebini bir türlü anlamamıştık… Bu sayfanın anası Caner, İzmirde asker, teyzesi Fatih, Bodrumda vatan vazifesinde, Hoca… vurdumduymaz olmuş, hiçbir şeye aldırmıyor… Gak.Guk. Ben karga rezalet, sekiz aydır Hoca’nın yeni evinde güneye bakan pencereden ayrılmadım… Gark…gurk. Hep bekledim sayfa açılsın… o daldal bu dala kondum durdum.Elimden bir şey gelmiyor… Gak…Gak… Bilgisayar kursuna mı gitsem, korsan CD satanların başını mı gagalasam… aradan sekiz ay geçti… İşte yine karşınızdayım… Gak.Guk. Benim sevgili dostum, fazilet karga da bu arada kayıplara karıştı…Buralarda iş kalmadı diye yabancı diyarlara uçmuş olmalı… Sayfanın açıldığını duyarsa gelir, yine başıma dikilir. –Şunu yap … bunu yapma,–Şunu yaz , bunu yazma.keyfimi kaçırır, inşallah olayı geç duyar da biraz kendime gelirim…Gak Guk… Sekiz aydır ne haberler birikti ama hangisinden başlasam… Eski Cumhurbaşkanlarından rahmetli Turgut Özal’ın hanımı Semra Özal’ın Üsküdar’da İskele camiinin yanında açtığı diskoteği belediye yıktı… Fatih ürek işsiz kaldı… Yaaa. Gak Guuuuk… Hoca Üsküdar bit pazarından bir camlı dolap aldı…KİA’ye koyup Sapanca’ya getirdiler. Gak.Gak… Dede bey Sapanca’da Emlakçı Mustafa’ya hemen gammazlamış Gak. Guk. – Bitpazarından hurdaları aldı… demiş. Hoca dedi ki – Bizim evde herşey bitpazarından…ben bu kümese kelebek mobilya sokmam… Kimse Hoca’yı anlamıyor… Kimse Onun dünyasına giremiyor… Ben biraz anlıyorum….Gak Guk. Evet ben karga rezalet, Hoca’dan yanayım. Fazilet bile ara sıra dalga geçiyor… Ben kulak kabarttığımda o yan çiziyor… Hey fazilet hey… ne de kibarmışsın. Gak guk. Kıtır. Kıymetli karga dostları, buluştuğumuza sevindiğimi tekrar ederim. Gak. Guk. Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim. Haşşşş…Huş. (Yuvaya yerleşme sesleri…)
Son Yorumlar