Yayınlanma nezihuzel tarafından 29 Kasım 2006
Kategori: Planéte
272 Görünüm

David Frum, Kenneth Adelman et Richard Perle
Rien ne pouvait aller plus mal aux récentes élections du Congrès pour le président George W. Bush, guignol des seigneurs de l’extrême droite de l’Amérique, les « néoconservateurs ». Son parti, qui s’est donné l’aura des puritains, est actuellement en train de récolter les fruits de ses actes aventureux tels que la situation en Irak, un deuxième Vietnam. Ce parti doit rendre compte de la corruption flagrante et des scandales spectaculaires du lobbyiste Abramoff et du gouverneur de l’Ohio, Bob Taft. Le parti de Bush a subi pour la première fois depuis douze ans une défaite cuisante et a perdu la majorité au puissant Sénat, ainsi qu’àla Chambre des Représentants états-uniens.
En effet, sur le plan international il y a un tournant : le Président de l’État le plus puissant du monde, George W. Bush, est désormais considéré par les habitants du globe comme un « mauvais garçon ». Lui qui avait encore pompeusement présenté en 2002 Cuba, la Libye, la Syrie, l’Iran, l’Irak et la Corée du Nord comme faisant partie de « l’Axe du mal », représente d’après un sondage téléphonique (commandé par le Guardian (Royaume-Uni) conjointement avec le Toronto Star et La Presse (Canada), Reforma (Mexique) et Ha’aretz (Israël), un grand danger pour la paix mondiale, pratiquement au rang des grands terroristes comme Oussama Ben Laden. 87 % des sondés considèrent le très « virtuel » Ben Laden dangereux pour la paix mondiale, Bush récolte 75 % ! Bush est perçu par l’ « opinion publique occidentale » comme plus dangereux que le président iranien Mahmoud Ahmadinejad (69 %), et plus dangereux que le chef d’État nord-coréen Kim Jong Il ou le chef du Hezbollah, Hassan Nasrallah (65 %), méprisé par les « démocraties occidentales ».
Neocons laisse Bush (Neocon’lar Bush’u terkediyor) yazısını okumaya devam edin
Yayınlanma nezihuzel tarafından 29 Kasım 2006
Kategori: Dervish
341 Görünüm
7
Ey seher rüzgarı,
Bize haber ver…
Geçtiğin yolda, o alev alev yanan,
O ateş dolu, o sevda dolu
Gönlü gördün mü ?
O gönül, yüzlerce yalçın kayaları,
Mermeri, graniti,
Ateşiyle yaktı,eritti.
Mevlânâ
Yayınlanma nezihuzel tarafından 25 Kasım 2006
Kategori: Baş Yazı
355 Görünüm
Papa tartışmalarının göz gözü görmeyen sisli atmosferinde akıllı, bir söz aradan çıkarak sabah yıldızı gibi parladı. Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu konuştu. Papa‘nın “iki büyük hata” yaptığını anlatan İhsanoğlu şöyle dedi:
“Birinci hatası; kilise başkanı olarak kendi dinini, başka bir dinle mukayese edemez. Böyle bir şey olamaz, bu büyük bir hatadır. Bunu yapmıştır. İkincisi, bunu yaparken bir akademisyen olarak yapıyorsa, eğer inanç ve akıl meselesini tartışmak istiyorsa, bunu teolojik metinler arasında yapması lazım. Savaşan bir kumandanın, bir imparatorun küfreden bir eserini alıp mesnet sayarak onun üzerine hükümlerini kuramazdı, kurmamalıydı. Eğer kendisi Katolik teolojisinin kurucusu Aziz Thomas’ın metinlerini alsaydı, görecekti ki Hristiyanlık teolojisinin temelinde İbn Rüşd‘ün felsefesi vardı, İbn Sina‘nın görüşleri vardı ve Aristo‘nun felsefesinin İslam‘dan gelen geliştirilmiş hali vardı. O zaman Hristiyanlık ve Müslümanlık arasındaki müşterek noktaları bulabilirdi. Ama bunu yapmadı. Bir teoloji profesörü, bir Papa bunu nasıl yaptı ben hala anlamıyorum.”
Ülkenin son yıllarında yetiştirdiği nadir aydınlardan olan Ekmeleddin İhsanoğlu bu demeci ile yüreklere su serpti. Adına lâik bir kişi olarak “Din’in ekmeli” olduğunu gösterdi. İnşallah bu tavrı benimseyenler çıkar ve ortalık biraz aydınlanır…
Vûslat Gelecek Bahara yazısını okumaya devam edin
Yayınlanma nezihuzel tarafından 25 Kasım 2006
Kategori: Dervish
302 Görünüm

-5
Ces paroles améres qui brisent tant le coeur
Miséricorde ! Elles ne sont pas dignes de cette bouche.
Des lévres si douces ne disent jamais d’amertume,
Mon âcre destin est cause de cette fadeur.
-6
Cette créature au visage radieux que jalousent les anges
Venait avec l’aube, et me fixait de ses regards.
Elle a pleuré… et j’ai pleuré aussi jusqu’au matin.
Elle m’a demandé: «De nous deux qui donc est I’amant? »
Ainsi Parlait Mevlânâ yazısını okumaya devam edin
Yayınlanma nezihuzel tarafından 24 Kasım 2006
Kategori: Baş Yazı
551 Görünüm
Apdullah Gül Brüksel dönüşü Papa ile İstanbul’da Taksim’de Saray muhallebicisinde buluşup çay içecek, sonra Ankara‘ya bakanlıktaki işlerinin başına dönecek. Başbakan Erdoğan okul çıkışında Papa ile Harbiye’de Dame de Sion Fransız kız mektebinin karşısındaki kafe’de buluşacak. Kültür Bakanı Atilla Koç Rim Papa’yı Sultanahmet’teki köftecide bekliyor. Ya Papa trafiğe takılıp yollarda kalırsa… Ya Bakan Koç uykuya dalar da randevuyu kaçırırsa…
Papalık sözcüsü Lombardi “çay içemezler, bu imana aykırı olur, kapuçino içsinler…”dedi. Papa‘ya sofrada ne yedirecekler ? İkramsız davet olur mu ? Lombardini “Papa her balığı yemez” dedi. Bunun üzerine Fener Rum Patriği Bartelemeos, misafirine Zeytinburnu “Balıklı” kilisesinden getirilmiş levrek ikram etmeye hazırlanıyor. Yanında keşkek de var. Sonra bergamutlu “lohuk” yiyecekler.
Katoliklerin Papa’sı Türkiye’yi altüst etti. Bu ülkede seksen yıldır yerine oturmuş tüm çivileri yerinden oynattı. Ülkenin yönetimini de, kurumlarını da zivanadan çıkarttı. Hükümet şaşkın, Diyanet şaşkın, üniversite şaşkın, siyasi partiler şaşkın Muhsin‘in bebeleri şaşkın, basın şaşkın, ortalık yahudi pazarına döndü… Kimse ne yapacağını ne diyeceğini bilmiyor. Papa ise programını eksiksiz uyguluyor. Bir tek o şaşkın değil…
Çuval ve Papa yazısını okumaya devam edin
Son Yorumlar