Eylül, 2007 için Arşiv

Nine’nin Göz YaÅŸları

nine.jpg

TV de yaÅŸlı bir Nine , iki kiÅŸinin yardımıyla kamera önüne geliyor… Zor yürüyor.Çok fakirmiÅŸ, dört çocuk veya torunu varmış onlara bakmak için çarşıda pazarda birÅŸeyler satarmış… TV kanalı Nine’yi ekrana çıkararak yardım saÄŸlamaya çalışıyor…

Telefon numaraları veriliyor, yardımlar bekleniyor… Sunucu susmak bilmeden Nine’nin hikayesini anlatıyor… Kameralar Nine’yi çeÅŸitli açılardan yansıtmaya devam ediyorlar. Nine suskun, çok az konuÅŸuyor, “neredeyimâ€? diye etrafına bakınıyor. Bu arada Nine’nin gözlerinden yaÅŸlar dökülüyor, başörtüsünün ucuna siliyor… Sunucu konuÅŸuyor konuÅŸuyor… Telefonlar kilitleniyor….

Stüdyo’da bir de erkek şarkıcı var, o da ayağa kalkıyor, Nine’ciğim diyerek yaşlı kadının elini öpüyor ve Nine’nin ödeyemediği altı aylık kirasını üzerine alıyor, bir yandan ağlıyor

Nine’nin Göz YaÅŸları yazısını okumaya devam edin

Hain İktidarların Sonu

bonz.bmp 

Zenginlerin uzantısı halk düÅŸmanı hain iktidarlara karşı tek direnebilecek güç Din’dir. Dün de böyleydi, bu gün de böyledir yarın  da böyle olacaktır.

Zaten dinler ortaya çıktığında hep böyle çıktı. Hz İsa Zeytindağın’daki ünlü toplantıdan sonra ÅŸehre indiÄŸinde, halkı aldatan pazarcıların tezgahlarını baÅŸlarına yıktı. Cenâb-ı Peygamberin diliyle İnsanoÄŸlu’na ulaÅŸan Kelâmullah’ta “Zenginin malında fakirin hakkı vardır…” yazılı. Çakyamuni Budha yeryüzüne “fakirleri” korumak üzere çıktı. Fakirleri kime karşı koruyacaktı ? Elbette zenginlere

Hain iktidarlar çöreklendikleri ülkelerde tüm kurumları ele geçirebilirler, eÄŸitim, ekonomi, askeriye, siyaset… her ÅŸeyi ellerine geçirebilirler, her yere bayraklarını dikebilirler ama halkın gönlünde  taht kurmuÅŸ bir inancı sarsamazlar, iÅŸte o inanç, yükseklerdeki ÅŸeytan yuvalarına karşı kuvvetli ve kararlı bir garanti olabilir… Hain İktidarların Sonu yazısını okumaya devam edin

Aldı Başını Gidiyor

tasavv22.jpg

Sahura doÄŸru TRT 1’de Ahmet HatiboÄŸu’nun korosu vardı, Aynı saatte TRT 2’ de de HatiboÄŸlu’nun korosu vardı…

TRT 1’ deki program dayanılmaz bir hal alınca TRT  2‘yi zapladım yine karşıma sayın HatiboÄŸlu korosu ve bu defa ortada fırıldak gibi dönen yedi semazen çıktı… Hay ceddine rahmet… Türkiye TV’leri HatiboÄŸlu iÅŸgalinde… Sayın HatiboÄŸlu meydan muharebesine çıkmış  general edasıyla koroları yönetiyor….

Sadece yönetmekle kalmıyor, tüm programlar kendi eserlerinden oluÅŸuyor.  Tüm programlar sadece Ahmet HatiboÄŸlu’nun eserlerinden oluÅŸmuyor, bu eserler ayrıca Ahmet HatiboÄŸu tarafından yeni baÅŸtan besteleniyor…. Birkaç yüzyıl öncesinden bizlere kalmış eserler dahi HatiboÄŸlu’nın isveç cimnastiÄŸi misali  durmaksızın sallanan kollarında yeni bir görünüm kazanıyor… Acaba bu tavır çaÄŸdaÅŸ denen görünümler listesinden mi zuhur ediyor…? Evvel yoÄŸidi yeni mi çıktı ?

Aldı Başını Gidiyor yazısını okumaya devam edin

Batı Modeli Ramazan

793.jpg             

Adamları önce soy, sonra çorba dağıt…

Bir sistem kurarak bin beÅŸ yüz yıl önce gelmiÅŸ bir dini alet et…Soygun düzeni örgütle, çal, çırp, torbaları doldur, kalanı etrafa saçar gibi yap ki, kimse senin sırrını öğrenmesin…

BeÅŸ yıldızlı otelde iftar sofrası kurup kendi tayfanı doyur… Süslü boyalı takıma çalım sat, “Böylesi de varmış…â€? desinler. Sen o sofrayı gidip TaÅŸlıtarla’da kursan ya… Batı Modeli Ramazan yazısını okumaya devam edin

Yandım Allah Mevlevîhânesi

2-copy.jpg 

Gece gazetede oturuyorduk, “yangın varâ€? dediler. Muhabirle ile birlikte arabaya binip yollara düştük, Merkez Efendi tarafına yöneldiÄŸimizde gök yüzünde kızıllığı ,yaklaşınca itfaiye arabalarını  sonra da ateÅŸleri gördük. Aman Allahım..! “Mevlevihâne yanıyor…â€? Yenikapı Mevlevihânesi alevler içinde… Gözlerime inanamadım…Yıl 1961, aylardan eylül. Ben Milliyet‘te foto muhabiri. GazeteciliÄŸimin ilk günleri.

Bir hafta önce iç mekân, dış mekân tüm resimlerini çekmiÅŸtim, sanki yanacağını biliyor gibi…Benden birkaç gün önce, orada gençliÄŸinde sema’ etmiÅŸ Osman Dede gelmiÅŸ, türbeleri ziyaret etmiÅŸ, semâhâne’de birkaç çark atmış, sanki Mevlevihâne’nin yakında yanacağını biliyor gibi

Onu Ceylan bey izlemiÅŸ, Ceylan bey dergâhların açık zamanında burada “ihyâ günleriâ€? mutrıba çıkar, naat okurmuÅŸ. O da Osman Dede’den sonra camı kırık, kapısı yıkık, döşemesi çökük, harap Tekkenin gıcırtılı merdivenlerinden Mutrıb mahalline çıkarak “naatâ€? okumuÅŸ… Sanki Tekke’nin yanacağını biliyor gibi…

Ve Tekke yanıyorİsmail Dede Efendi’nin, büyük Itrî’nin, Kutbünnayî Osman Dede’nin, Kütahyalı Ebubekir Çelebi’nin, oÄŸulları Ali Nutkî, Nâsır Abdülbâki, Künhi Abdürrahim Dede’lerin, vâkıf sahibi Yeniçeri kâtibi Malkoç Mehmet Efendi’nin Sakız fâtihi Kapudanı Derya Amûcazade Hüseyin BaÅŸa’nın, Kemalî Ahmed Dede’nin tekkesi, gecenin karanlığında gökyüzüne alevler, dumanlar savurarak gürül gürül yanıyor… Ortalık mahÅŸer yerine dönmüş, eski kuru tahtalar çıtırdayarak hızla tutuÅŸuyor, kalaslar birbiri üstüne devriliyor, gökyüzünde korlar, kızıl çiviler uçuÅŸuyor, sıkılan sular buhar olup kayboluyor, büyük gürültülerle çatılar çöküyor… Kimsenin elinden bir ÅŸey gelmiyor, herkes gözünü felâkete dikmiÅŸ öylece bakıyor…

Makinamı çalıştırdım, alevlerin taaa yanına kadar sokularak detay resimleri aldım, sonra Sultan ReÅŸat kapısı denen  doÄŸudaki büyük kapının önünden DoÄŸu cephesine bakan büyük giriÅŸi, henüz ayaktayken resimledim. ÇekmediÄŸim boyut, objektifi çevirmediÄŸim yön kalmadı, “yeter artık yanacaksın…â€? diye bağırdıkları ana kadar, deliler gibi çalıştım, çırpındım durdum, O yıllarda oturduÄŸum  Üsküdar’daki evim yansa bu kadar uÄŸraÅŸmazdım.

Ve Tekke yandı… kül oldu, geriye dümdüz bir arsa kaldı. Bir de mezar çukurları. Ben de içinde onunla beraber yandım… KeÅŸke diyordum, gerçekten kendimi alevlerin ortasına atsaydım da bu belâdan kurtulsaydım. Böyle bir manzarayı seyretmek deÄŸil düşünmek dahi gelmezdi elimden…

Gazeteye döndük, filmleri banyo ettik, yazı iÅŸleri masasına koyduk, ben tekrar arabaya binerek vakit geçirmeden yangın yerine…

Tekke’nin bu gün yaşı seksenlere varmış, Burhan isimli bir emektarı vardı. Burada kârgir Tekke binasının bir odasında yatar kalkar, hizmet ederdi. Ömrünü bu binaya adamıştı, kimsesi yoktu, Yenikapı Mevlevîhânesi onun vatanıydı. Ruhu burada, bu binanın yosunlu duvarları, uzun loş koridorları, yıkık tavanı, ot bürümüş, dağınık bahçeleri, devrilmiş mezar taşları, selvileri, taşı toprağı arasına sıkışmıştı. Her zaman hızlı ve heyecanlı konuştuğuna ona “polis� lakabını takmışlardı. O sırada Türkiye Çocuk Esirgeme kurumu’na verilmiş ve bir çocuk yuvası olan eski Yenikapı Mevlevîhânesi ile ilgili her konuyu bilirdi, en ufak bir detayı büyütüp şişirerek dik sesiyle dakikalarca anlatır, en ilgisiz kişileri dahi Mevlevîhâne’ye ve onun kültürüne hayran bırakırdı. Cahildi, okumuş yazmışlığı yoktu ama Mevlevîhâne sanki onun adına ayakta duruyordu.

Burhan, yangın gecesi ortalıklarda yoktu. -Kilyos’a gitti… dediler. Artık bir tarih enkazı olan yıkık Mevlevîhâne’nin boÅŸ arsasına yaklaşırken  içimden diyordum ki: “şimdi bu adam gelip bu hâli görünce herhalde intihar eder…â€?

Yangın yerine oldukça yaklaÅŸmıştık. Henüz dumanları tüten enkaza vardığımda bir de ne göreyim, Burhan iÅŸ elbiselerini giymiÅŸ, eline bir kürek almış, moloz kaldırıyor… Yarısı yanmış, yarısı yanmamış sandukaların arasında Dede’lerin mezarlarını arıyor, yanına yaklaşıp yüzüne hayretle baktım, beni görünce gülümsedi… Gözlerinde üzüntü iÅŸareti aradım, bulamadım… Bakışlarında en ufak bir sıkıntıya rastlamadım, ÅŸaÅŸkına dönmüştüm:
– Burhan dedim, gördün mü bak ne oldu …?
– Olsun dedi… Ne var, hizmete devam…

KonuÅŸmadı benimle… küreÄŸi sallamayı sürdürdü, bu ne biçim adamdı yarabbi… Demek ki bu olaÄŸanüstü varlık, yıllarca o Tekkenin maddesi deÄŸil, manası ile yoÄŸrulmuÅŸ, iÅŸe devam ediyor… Hizmeti aksatmıyor. Eskiden Tekkeye bakarken, ÅŸimdi Tekke’nin küllerine bakıyor… Kazma kürek yangın yeri temizliyor.

Aradan uzun yıllar geçti, Burhan’a yine orada bir yer verdiler. Tekke sonra bir kere daha yandı. İlk yangından sonra Milliyet’in o yıllarda ünlü köşe yazarı Üstadım Ref’i Cevad Ulunay “Yandı da kurtuldu…â€? diye yazmıştı, demek kurtulamamış…. Bir kere daha yandı Mevlevîhâne… “Yandım Allah Mevlevîhânesiâ€? oldu. 

Åžimdi Tekke’yi onarmışlar, kim onarmış ? bilemiyorum. Zeytinburnu Belediyesi diyorlar, veya Vakıflar Bölge Müdürlüğü her kim ise ?  Allah onlardan razı olsun. Bina yeniden doÄŸmuÅŸ oldu, ama benim haberim olmadı, yüklenici iÅŸi bitirmiÅŸ benden resimleri, istiyor… Sonra da unuttu, açılışa davetiye bile göndermediler…

Hayırlı olsun, Allah devlete millete, kültüre bağışlasın, inÅŸallah bir daha yanmaz… Ama bu defa da ne iÅŸe yarayacağı belirsiz, Mevlevî müzesi olacakmış….

Mevlevihâne ortaya çıktı, içine koyacak Mevlevî yok… Müze olursa tennure giydirip karton manken koyarlar, bence “döner sermayeâ€? lerden daha iyidir…


Son Yorumlar