Yaşam tekliften ibaret oldu… “Teklif��? hayatımızın sağlıklı yürümesi için artık bir metot olarak kullanılıyor. Baskıcı ve dayatmacı olmayan teklifler, kusurları ayıklanarak geri çevrildiğinde kişi ve toplumun davranışlarını dürüst ve doğru biçimde şekillendiriyor. Önemli olan eski ve dar görüşlerle, belirli nedenlere saplanarak tutucu davranmamak…
Yaşamın Hakk nuru ile sonsuz yenilenmesi, hayatımıza yeni yeni boyutlar katıyor… İmanımızı ve arkaik itikatlarımızı zedelemeden eski inançlara yeni yorumlar getirmenin zamanı gelmiştir sanıyorum. Bu amaçla yüzlerce yıldır uygulanan ve her çağda yaşam biçimi oluşturmayı hedefleyen “Fütüvvet��? kavramı ve “Fütüvvetnâmeler��? literatürüne bir deneme ekledim. Bu bir “ön çalışmadır��? gelişecektir. Teklif ve tartışma kapısı açıktır. “Fütüvvetnâme��? ismi çok gerilerde kaldı, buna şimdi “Mertlik Yasası��? demeli. Bu da bir teklif, “öneri��?dir. Ya nasip. Bir sıra gözetilmeden aAkla gelen Mertlik (fütüvvet) ilkelerinin listesi şöyle:
1) Günde üç vakit muntazam yemek yerler.
2) Fast foot’ta ayaküstü rastgele karınlarını doyurmazlar.
3) Cep telefonlarını kapamazlar.
4) Her akıllarına geldikte olur olmaz kişilere SMS atmazlar.
5) Enternet kafelerde günlerini geçirmezler.
6) Mahallede taşınan komşu varsa yardım ederler.
7) Arkadaşlarına verdikleri randevuya saatinde giderler.
8) Cep harçlıklarını arkadaşları ile paylaşırlar.
9) Kimseden rastgele borç istemezler.
10) Verdikleri sözü tutarlar, tutmayacakları sözü vermezler.
11) Analarına babalarına sert konuşmazlar.
12) Çocukları ve yaşlıları dövmezler.
13) Bilmediği konularda konuşmazlar.
14) Tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkarlar.
15) Trafikte kırmızı ışıkta beklerler.
16) Otobanda güvenlik şeridini kullanmazlar.
17) Ev’de yemek yemek serbest, bitirmek yasaktır.
18) Sonradan gelecek olana yemek saklarlar.
19) Sofra‘da çok konuşmazlar.
20) Toplu yaşamda bulaşığı gören yıkar.
21) Başkasından iş beklemek haramdır.
22) Başkasından iş bekleyen toplum dışına itilir.
23) Toplulukta herkes “Başkası yerine ben hizmet edeyim��?der.
24) Hizmet önce Tanrı, sonra tüm canlılar içindir.
25) Tüm yaratıkları severler yaradandan ötürü.
26) Her yaratılmışın bir var olma nedeni vardır.
27) Hiçbir yaratılış sebepsiz değildir.
28) Her sebebin arkasında bir başka sebep vardır.
29) Hiçbir olgunun tek bir sebebi olamaz.
30) Herkes kendine yarar sebep seçer, asıl sebep başka.
31) Asıl sebebi anlamaya çalışırlar.
32) Sebeplerin varlığını tartışmaz, çeşitlenmesine bakarlar.
33) Her bilginin kaynağını, her eşyanın varlık sırrını araştırırlar.
34) Rasgele bilgi verenin verdiği bilgilere kuşkuyla bakarlar.
35) Kimsenin kişiliği ve sırları onları ilgilendirmez.
36) Sır saklar ve ayıp örterler, toplumun çıkarlarını da gözeterek.
37) Kimsenin ayıbını toplum içinde bağırarak söylemezler.
38) Kimsenin suçunu başkası ile tartışmazlar.
39) Suça değil, suç yaratan ortama bakarlar.
41) Kişileri suçlamaz, onları var kılan ortamı suçlarlar.
42) Kişilerle uğraşmaz, kötü rejimleri suçlarlar.
43) Sistemin suçunu bir insana yüklemezler.
44) Suçluya sistemin içinde arar, sisteme sitemle bakarlar.
45) Sistemi besleyen ve sistemden beslenenleri sevmezler.
46) Her şeyi kendi için isteyenin bu dünyada yeri olmadığına inanırlar.
47) Her şeyi önce başkaları için sonra kendileri için isterler.
48) Yeryüzünde son aç doymadan onlar doymaz.
49) Yeryüzünde son çıplak giyinmeden onlar giyinmez.
50) Yeryüzünde son gözyaşı kurumadan onlar mutlu olmaz.
51) Kadirşinas ve vefakârdırlar. (İbrahim Pekgeçgil)
52) İffetli, cömert ve diğergamdırlar. (Betül Çetinel)
53) Kimsenin arkasından konuşmazlar (Şule Can)
54) Seslerini yükseltmez ve kalp kırmazlar. ( Makbul)
55) Yanlış iddialarında inatçı değillerdir. (Makbul)
56) Zamanı ziyan etmez,boş işlerle uğraşmazlar.(Caner Ergun)
57) Az uyurlar ve erken kalkarlar. (Ahmet Isparta)
58) Sabah kalkınca yataklarını düzeltirler.
59) Sık yıkanır, çamaşır ve don değiştirirler.
60) Çokça selam verirler (Ahmet Isparta)
61) Büyüklerin yanında az konuşurlar. (Ahmet Isparta)
62) Komşularının isimlerini bilirler. (Ahmet Isparta)
63) Mezarlık ve türbeleri ziyaret ederler.(Ahmet Isparta)
64) Televizyona esir olmazlar. (Ahmet Isparta)
65) Televizyonu açıp uyumazlar.
66) Beylerin ve zenginlerin kapısına gitmezler.
67) Beyleri ve zenginleri yanlarına sokmazlar.
68) Kederde dağıtmaz,sevinçte kopmazlar, (Enver Ziya)
69) Günün her saatinde buz dolabını açmazlar.
70) Sofraya hep birlikte oturur,kimseyi bekletmezler.
71) Kendi kirlerini başkasına temizletmezler.
72) Din’i kendilerine uydurmaz, kendileri dine uyarlar.
73) Kuldan değil, Allah’tan rıza umarlar.(İbrahim Pekgeçgil)
74) Ticaret onları dinlerinden döndürmez. (Abdullah Uysal)
75) Allaha verdikleri sözü tutarlar. (Abdullah Uysal)
76) Anne ve babalarını zor zamanda terketmezler. (Selime)
77) Çocuklarını sevgi yerine oyuncakla avutmazlar. (Selime)
78) Hiç bir zaman Adaletten uzaklaşmazlar. (Kışın Leylası)
79) Bildikleri ile amel ederler. (Kışın Leylası)
80) Bilgi paylaşmada cimrilik etmezler. (Kışın Leylası)
81) Kazançlarını Hak yolunda harcarlar. (Kışın Leylası)
82) Nâdan’larla uzunca sohbet etmezler. (Serhat başar)
83) Görgüsüz değillerdir, taklide yeltenmezler.(Şule Can)
84) Kâmil insan olmaktır hedefleri. (Makbul)
85) Muhtaçlara kibirlenmeden yardım ederler. (Makbul)
86) Sigara ve alkol kullanmayı sevmezler. (Makbul)
87) Boş tartışmaya düşkün değillerdir. (Makbul)
88) Nankörlük ve acelecilik etmezler. (Makbul)
89) açlık, korku ve can kaybını imtihan bilirler. (Makbul)
90) Okur, anlar ve dinlemeye değer verirler. (Makbul)
91) Geçmişi bilir, geleceğe hazırlık yaparlar. (Makbul)
92) Kaza ve belâ‘ya sabrederler. (Ahmet Isparta)
93) Misafirlerini evde yanlız bırakmazlar. (Betül Çetiner)
94) Kendini hiç bilip; her daim Yaradan ve yaradılana edeplidirler … (Hazver)
95) Hatadan döner, yanlışta israr etmezler (Meydancı)
96) İçi dışı bir olup riyadan uzak dururlar (Meydancı)
97) Kredi kartı ile borca girip evin huzurunu kaçırmazlar (Meydancı)
Kimlere Mertlik (fütüvvet) verilmez:
1) Yalan haber üreterek insanları birbirine düşürene.
2) Uyuşturucu ticareti yaparak insanları zehirleyene.
3) Saldırı amaçlı silah üretene.
4) Marka hırsızlığı yapana.
5) Sahte ilaç yapıp satana.
6) Reklamlarda yalancılık yapana.
7) Halkı lükse alıştırana.
8) Gerçek olmayan gereksinimleri gerçek diye satana.
9) ATM’den para çeken kişinin ekranına bakana.
10) Kredi kartı şifresi araştırana.
11) Kimin kaç para kazandığını merak edene.
12) İş bulamayan arkadaşını ayıplayana.
13) Kara mayını üreten silah yapımcısına.
14) Askere, polise kafa tutana.
15) Bilerek çürük mal satana.
16) Hastasını soyan doktora.
17) Devletten ilaç parası çalmak için hasta üretene.
18) İnşaatından demir çalan mütahide.
19) İnşaatı depremde yıkılan inşaatçıya.
20) Başka ülkelerin başkanlarını öldüren devlet başkanına.
21) Savaş çıkaran petrolcüye.
22) Askeri yersiz yere kırdıran kumandana.
23) Ters kararlar veren politikacıya.
24) Cemaatini soyan imama.
25) Seçime hile karıştıran adaya.
26) CD ve yazılım korsanlığı yapana.
27) İnternetten müzik indirip satana.
28) Çocuk pornosu satana, bakana.
29) Porno kaset bulundurana.
30) Cinsel şantaj yapana.
31) Yolsuzluklarını örtmek için gazete çıkaran patrona.
32) Emek hırsızı sanayiciye.
33) Pahalı mâlikhanelerde oturan zengine.
34) Ülkeden dışarıya para kaçırana.
35) Ülkenin toprağını ve madenini talan edene.
36) Rastgele ağaç kesene.
37) Vakıf içme sularını parayla satana.
38) Parayla para kazanan bankacıya
39) Gaddar ve merhametsiz tefeciye.
40) Güven bunalımı yaratan iki yüzlüye.
41) Sokakları kirleten ve yere tükürene.
42) Halka yalan söyleyen yöneticiye.
43) Kudretsiz ve çapsız devlet adamlarına.
44) Toplumun onurunu hiçe sayan politikacıya.
45) Devlet sırrı kalkanına sığınan ahlâksız siyasîye.
46) Markette gizlice etiket değiştirene. (Fâtih Arapoğlu) 47) Cep telefonu ile bağırarak konuşana. 48) Bireysel çıkarla toplumu unutana 49) Bireysel çıkarını topluma ödetene 50) Dağdaki teröristle tokalaşana.Not: Bu bölümde henüz kanunla ceza saptaması aşamasına ulaşmamış sosyal ve müeyyidesiz suçlar düşünülmüştür. Bunlara şimdilik “sosyal kabahat��? denebilir. Gelecek bir dönemde kanunen yasak suçlar sırasına girecek “ambrion��? durumundaki suçlardır. Bunların arasında “cezası��? kesilmiş suçlar da bulunabilir, ancak sözkonusu “ceza��? hileli seçimle iş başına gelmiş, şaibeli kanun koyucular tarafından, sınıfsal çıkar hesapları ile ilan edilmiş olabilir. Bu çeşit “cezalar��? içeren sınıfsal yasalara “Siyasi yasalar��? diyoruz. Dolayısıyla adı geçen cezanın hak olduğuna henüz toplum inanmamış ve konu “kabahat��? aşamasında kalmış olabilir. Bu da “fütüvvet��?e ve dolayısıyla “mertlik yasası��?na aykırıdır. Genel görünüş yönünden “Mertlik yasası��? siyasi yasa ile çoğu zaman ters orantılıdır. Mertlik yasası, siyasi yasanın suçlamadığını suçlayabilir veya Siyasî yasanın suçladığını, suçlamayabilir.
Değerli Dostlar ! yasalar dünya düzeni sağlamak içindir, ancak günümüzde yasa koyan merkezler güçlerini yitirmişlerdir. Yakın bir gelecekte Parlementolar ve Hükümetlerden ümit kesebiliriz. O zaman Dünya Halkları kendi kanunlarını kendisi koyacaktır… Buna hukukta “Bizzat ihkak-ı hak��? derler. Amme hukuku ve bu hukunun yaptırımları açısından sağlıklı bir yol değildir. Dolayısıyla halkın yaşayan gelenekleri ile yürüyen gerçek kanunları göz önüne koyarak şimdiden hazırlık yapmalı.
Hazırlık yapmalı ki, Şarkın en ulu bilginlerinden İmamı Gazâlî haklı çıkmasın . Hazret İhya-i Ulum isimli anıt eserine girerken diyor ki: “insanlar kanunsuz, hukuksuz ve devletsiz kalırsa daimi nizâlarla birbirlerini yok ederler��? Daimi nizâ: “devamlı savaş hâli��? demektir. Şu anda Dünyanın içinde bulunduğu durum bundan başkası değildir. Adını “terör��? koymuşlar.
İnsanlık, siyasilerin var olma özürlü sahte kanunları yerine Hakk’ın ve Halk’ın kanunlarına dönmedikçe bu “terör bitmez��? ve yok oluruz… Bu tablo “küresel ısınma��? dan çok daha tehlikeli boyutlara doğru gelişiyor. Allahüâlem.
Not: 2 Birinci liste ile ikinci liste giderek kesin çizgilere doğru birbirinden ayrılıyor. Anladığım kadarı ile “Mertlerin nasıl olduklarını” içeren birinci liste “daha soyut” ve genel , “kimlere mertlik verilemeyeceğine” dair ikinci liste ise daha “somut” ve özel yaşamla ilgili konulara yöneliyor. Bir başka anlatımla, birinci liste teorik ikinci liste pratik bir görünüm kazanıyor.Bu doğrultuda önerilerinizi bekleriz.
Not: 3 Önerilerinizi en az dört en fazla beş kelime olsun… Devam Dostlar, aziz kardeşler. İyi gidiyoruz.
50 maddelik yasa taslağının 1. maddesini okudum.0 katılıyorum…diğer 49 madde hakkında çekincelerim var.fakire biraz kalın geldi.galiba benden “mert” olmaz!
İlk yorum sizden geldi. Tebrik ederim “mert” olduğunuz anlaşılıyor. Kendinizi iyi tanıyın lütfen.Dileğimiz herkesin sizi izlemesi,
Herkes bu listeye aklına gelenleri ilave etmelidir. Liste ne kadar uzarsa hayatımıza o ölçüde yön verebilir. Gereksiz öneriler dahi kabulümuzdür. Meydan herkesin…Hodri Meydan.
Hocam gönlünüze sağlıkta, listenin uzunluğu karşısında boyumuz kısaldı doğrusu. Doktor beye, 1. madde konusunda da tamamen katıldığımı düşünüyorum… Mert insan kadirsinaş ve vefakardır sanıyorum… sorun odurki bunların neresindeyiz… EEE ateşe bakmak başka, ateş olmak başkaymış….
Liste uzayabildiği kadar uzayacak, sonra kendiliğinden ayıklanacak, örneğin senin “kadirşinas ve vefakar” da eklendi liste 51 oldu.Bunların neresinde değil, her yerindesiniz.Bu bir “tarama” metodudur. Boyunuz kısalmaz, tersine uzar yola devam…
Okuduğum fütüvvetnamelerde cesaret, iffet, cömertlik ve diğerkâmlık özelliklerinin art arda ayrılmaz özellikler olarak sıralandığını ve üstün vasıfların üst sıralarında zikredildiğini tespit etmiştim. Bu değerlere bugün de fazlasıyla ihtiyaç duyuluyor. Benim de liste için önerilerim bunlar.
Sayın Betül Cetinel
Teklifiniz 52. madde olarak listeye girdi.Teşekkür ederiz. Ancak biz burada önem sırası gözetmeden akla gelenleri rastgele ilave ediyoruz. Hatta tekrarlara ve tartışmalara dahi açığız, Çağımız tartışma çağı. Tartışmaya açık olmayan hiç bir konu gelişme göstermiyor. “Önem sırası ve tekrarları ayıklama” listenin ve tartışmaların yeterince uzadığına hep birlikte karar verdiğimizde düşünülecektir.
Öfkelendiklerinde seslerini yükseltmezler ve kalp kırmadan sakinleşmeyi bilirler. Bir tartışmanın en netameli anında hararetle savundukları fikirlerin çelişki ve yanlışlarını farkedince iddialarına körü körüne devam etmezler, bunları itiraf edip farketmelerine vesile oldukları için muhataplarına teşekkür ederler.
Sayın Makbul,
Teşekkürler, ancak maddeleri kısa sözcüklerle yazmamız gerekiyor. Şöyle olabilir mi : 1)”Seslerini yükseltmez ve kalp kırmazlar.” 2)”yanlış iddialarında inatçı değillerdir.” Selam.
Elbette hocam, maksat mertliğin temel özellikleri ortaya konulsun, kısa ve öz olursa daha da makbul olur.
Hocam sunu ekleyebilir miyiz,
Birisinin arkasindan isteyerek veya istemeyerek konustuklarinda veya konusmak zorunda kaldiklarinda, Allah’a icten yalvarir ve derinden uzulurler. Arkasindan konustuklari kisinin bedbahtligindan memnun olmazlar.
“Mertlik Yasasi” icin biraz uzun olmus… Kisaltabiliriz.
Değerli Şule,
Teklifin 53. madde olarak eklendi ancak şuna dikkat etmeni istiyorum ki, bu bir eski zaman “fütüvvetnâmesi” değildir.Zamanımıza ait bir “fütüvvetnâme” denemesidir. Zamanımız eskiye oranla çok daha çeşitlendi ve dallandı, dolayısıyle liste daha çok uzayacaktır. Rabbim sabır versin. Giriştiğimiz bu devâsâ iş, Fransızların “tour d’horizon :Ufuk turu” dedikleri metodla uygulanıyor.
17 ekim saat 23.47 tarihli not’umu okur musun lütfen ? Selam
Muhterem Hocam,
Son günlerde yeni bir hâli mayalamaya başlamış olduğunuzu görüyor ve çok seviniyoruz. Hizayı ve haddi aşmış konuları, belli bir “hatt-ı müstakîm”e oturtmaya başlamış olmanız çok ama çok önemli. İşaret ettiğiniz gibi ihyâ, mekânla başladı; mekânı şereflendirecek ruhların zuhuruyla devam eder inşaallah..
Benim tekliflerim.
1.Az uyumaya gayret ederler.
(Sözün tesir edebilmesi için “az uyurlar” diyemedim. Bir yerde dinlemiştim. Bir büyüğe soruyorlar.
-Hocam, fıtrî uyku ne kadar olmalıdır?
El-cevab: Dört ile beş saat kadar.
-Hocam, vallahi bana bir fıtır yetmez, ben iki fıtır uyumadan kendime gelemem!!!)
2.Akrabaya yardım ederler.
(Âh ki ah, bunu her cuma duyuyorum, lâkin uygulamada çok zayıfım…)
3.Selamı yayarlar.
4.Toplu taşıma araçlarında yaşlılara ve kadınlara yer verirler.
5.Bir büyüğün yanında kendisine birşey sorulmadan konuşmazlar.
(Bu konuda tereddütlüyüm. Yani, günümüz insanının serbestliğe dayanan insan ilişkileri yaklaşımı, bunu çok katı, çok “arkaik” bulabilir. Fikirlerinizi bekliyorum.)
6.Komşularının (hiç değilse) adlarını bilirler.
7.Suyu ve ekmeği israf etmezler.
8.Senede bir kez olsun, ölmüşlerinin mezarını ziyaret ederler.
9.Trafikte emniyet şeridini geresiz yere kullanmazlar.
10.Çok fazla televizyon izlememeye gayret ederler. (Bu da başaramadıklarımdan…)
Afedersiniz, galiba anılan kurallardan bazılarını tekrar etmişim.
Geceleri dinlenirler ve kendilerini dinlerler. Başlarını yastıklarına koyduklarında rahattırlar. Yüreklerini basan sıkıntılar karşısında (âmiyane tabirle) dağıtmazlar Allah’a sığınırlar. Sevinip coşunca da (yine âmiyane tabirle) kopmazlar, Allah’tan geldiğini bilip şükrederler.
10. madde gereği yeni tasarım örneğini bugün gönderiyorum. Ayrıca “Zamanı ziyan etmezler” maddesini öneriyorum.
Bu çok önemli bir metin bence… Ve daha da önemli olacak… Buradaki sorunların bütünüyle boğuşan insanların (günümüz insanının) yazdığı bir Fütüvvet-nâme’nin düşüncesi bile yeterince heyecan verici..
Lütfen bu yazıyı yayalım… Çeşitli mahfillerde tartışalım, tartıştıralım…
hocam hayatını hizmete sunmuş kişinin, hayat degerleri içinde övgü ve tesekküre yer yoktur… Her söze amin denmiyecegini bilir. “Allah aşkımızı arttırsın” büyüklerimizin bu ulu sözüne, isteyen diyecem ama yüreği olan cesareti olan amin desin…
Hocam, sayın pekgeçgilin mert insanda olması gereken özelliklerle ilgili sözlerinin şu şekilde listeye eklenmesini teklif ediyorum. Hiçbir şeyi övülmek-takdir edilmek için yapmaz. İyilik karşısında teşekkür beklemez. Amelleriyle yalnızca Allah’ın sevgisini ve rızasını umar. Selam
kur’an-ı kerimde fütüvvet,meslek locası anlamında değil”hakk erleri” manasında ” rical”kelimesi ile nur 36 ve ahzab 23 de geçer(farsçadaki “merdan” gibi).kutsal metinler” referans kabul edilebilir”bulunuyorsa şöyle 2 madde eklenebilir:1)ticaret ve alışveriş(yani maişet temini)onları allahı zikretmekten,namazı kılmaktan ,zekat vermekten alıkoymaz;çünki gözlerin ve gönüllerin döneceği günden(mahşer sorgusundan) korkarlar!(nur suresi 36.ayet)2)allaha verdikleri sözü tutar,şehit olurlar veya şehadeti gözlerler;(hallerini ve sözlerini asla değiştirmezler….(ahzab suresi 23.ayet)3)ayrıca kur’an ashab-ı kehfi fütüvvet kökünden gelen “fityetün=gençler” kelimesi ile anar.. O mert ve inançlı delikanlıların duruşlarından da pek çok madde elde edilebilir diye düşünüyorum…
Anne ve babasının hastalık ve yaşlılık hallerinde onları kendi hallerine terk etmez, sair zamanlarında da gönüllerini alırlar
ve çocuklarına gösterilmesi gereken alaka ve sevginin yerini oyuncaklarla doldurmaya çalışmazlar
bilmiyorum uyar mı efendim?
biraz doğru ve yanlış cetveli gibi oluyor neticede
hocam maşallah
birşey bırakmamışsınız
Sayın Selime Hnm
Çok uygun, “Mertlik yasası” utopik ve teorik ahlak veya eskilerin “âdâbı muaşeret:Davranış bilim” dedikleri kurallar listesi değildir.Yaşamın içinden çıkan ve belki de uyguladığımız halde “farkına varmadığımız” dürüst davranışlarımızın “slogan” gibi saptanmasından ibaret bir “aksiyon” dur. Bu açıdan iki maddede anlatmaya çalıştığınız konu, işin temeline ve sunum şekline uygundur. Çalışmanın “Doğru ” ve “yanlış cetveli” gibi görünmesi “seçtiğimiz “rastgele” metodundan doğuyor. Tekrarları ve benzer teklifleri dahi kabullenerek şimdilik mümkün olan en geniş katılımı sağlamalıyız. Selam.
Syn Tezcan Hoca
Teşekkür ederim, daha çoook şey var, durma… madde ekle. gidiyoruz, vakit yok. Selam.
Syn Dr.Abdullah Uysal
Benim “Fütüvvet” kelimesinin zamanımıza uyması için yıllardır düşündüğüm sözcük, sizin de işaret buyurduğunuz gibi “Delikanlı” idi. Ve doğrusu oydu. Ancak çağımızda hanım kardeşlerimizin de yaşama daha aktif girişleri dolayısıyle her iki cinsi de kapsayan “Mertlik” kelimesini tercih ettim. Yine buyurduğunuz gibi bu kelimenin çoğulu “Merdan”dır. Amenna, Mevlevi Gülbankının ilk satırında var. Şöyle ki :
“İnayeti Yezdan Himmeti Merdan”
Burada “mertlerin himmeti”, “Allahın inayeti” ile bir tutuluyor “Dervişlikten” de ileri bir sıfattır. Teşekkürler. Selam.
es sa,
sıraladığınız her maddenin uygulamaya da yansımasını temenni ederek kabul buyurursanız iki madde de ben paylaşmak istedim:
* Nefsinin veya çevresinin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmaz.
“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.? (Nisa 135)
* Bildikleri ile amel eder. Bilgisini konusunda cimrilik etmez, insanlarla paylaşır.
“Sadece iki şeye imrenilir: Allah’ın kendisine mal verip de bunu hak yolunda harcamaya sevkedilen adamın (durumuna) ve Allah’ın kendisine hikmet verip de bunu uygulayan ve öğreten adamın (durumuna).? (Hadis-i Şerif)
Sultanım liste pek tesirli.Lakin merakımı mucib oldu.Bağışlayınız.Davranışların bir kısmı liste ile imtizaç ediyor , bazıları etmiyora Mertlik derecesi için ne denebilir ? Devir sıkı , lakin Mert civanlar muhakkak mevcuttur da ,biz bu işin neresindeyiz aceb ? Müştakınızım.Baki Selam , Baki ihtiramat.
Efendiciğim nacizane bir teklif.Listeye layık görülürmü amma pek muzdaribiz. 1)Musiki icrasında türe göre geleneksel hususlara ehemmiyetle riayet etmek , bilmiyorsa ehlinden sormak 2)İş başlamadan kendisine nota teklif edildiği zaman ” gerek yok ” diyerek caka satmamak ,icra sırasında da madara olmamak , olduğundada farkına vararak nedamet duymak ve hamakata düşmemek.
Bir madde teklifi daha. Ehl-i kitap denildiğinde ,bir mana çıkartmak , en azından küttap ile haşır neşr olunduğu akla getirmek.
Mezarlık ve türbe ziyaretleri ile ilgili olarak zeyl : Ziyaret esnasında şahide ve sandukaların fotoğraf çekimine müdahale etmemek , “günah” dememek.Edirnekapı’da gözlerimle gördüm : Müslüman mezarında define aramak için güzelim pehleleri kaldırmamak , tahrib etmemek ve şahidelere zarar vermemek.
Sultanım nacizane madde teklifidir.Nadanlarla hem hal olmamak , onlara menfaat icabı tabi olmamak.Seyyid Seyfulah Hz.(k.s.) yetişti imdadıma ;
“Nan için medh eyleme nadanı,nadanlık budur
Hayber- nefsin helak et , şah-ı merdanlık budur ”
Ne feyizli , ne mubarek bir Nutk-ı Şeriftir aman Ya Rabbi !.. Fazla söze gerek varmı.Aşk u Niyaz ederim efendim.
konular ve sartların içinde, kendi sakinliğini muhafaza edip aklı selim hareket edendir…
Sayın Serhat Başar,
“Fütüvvetname” bir “şikayetname listesi” değildir. Konuların olabildiğince geniş kitleleri ilgilendirmsi gerekir, Yaşadığımız ortamda inşallah bir gün “müzisyenlerin” ve “mezar taşı resmi çekenlerin” sayısı artarsa buyurduğunuz maddeleri de ilave edebiliriz.Selam
Yerine getiremeyeceği sözü vermeyendir
Bu dünyaya neden geldiğini sorgulayandır
Ne yaparsam Allah beni sever ve benden razı olur diye düşünüp durandır.
Yaratılanın değil Yaratanın kendisinden yüz çevirmesinden korkandır.
Günahında ısrar etmeyen, diyetini tevbe ve gözyaşı ile verendir.
Kur’ân-ı Kerîm’in kıymetini bilendir, okuyup anlamaya çalışandır.
Allah’ın Nebi (s.a.v)’e verdiği kıymeti idrak edip onu bilinçli bir şekilde, neyi neden yaptığını anlamaya çalışarak örnek alandır.
Eziyet etmeden, gururlanıp kibirlenmeden muhtaçlara yardım eden, onların haklarını koruyandır.
Hiçbir şeyi yoksa güler yüzünü insanlardan esirgemeyendir. Sigara (itiraz geleceğini düşünmemek mümkün değil) ve alkol kullanmayandır.
Allah’ın Kur’ân’da namaz, zekat ve tefekkür üzerinde neden bu kadar çok durduğunu düşünüp anlamaya çalışandır.
Dar zamanında dua ve niyazda bulunup refaha ulaştığında Allah’ı unutmayandır. Derdi kadar sevincini de önce Allah’a arzedendir.
Küfran-ı nimet, acelecilik, nankörlük, eli sıkılık, tartışmaya düşkünlük gibi özelliklerle ma’lûl olduğunu bilip kendisini bu alanlarda her an kontol edendir.
Açlık, korku, mal ve can kaybı gibi hususlarla imtihan edileceğini bilip teslimiyetini arttırmaya çalışandır.
Herşeyi bizzat tecrübe etmeye ömür yetmeyeceğini düşünüp, geçmiş tecrübelerden istifade etmeye çalışandır.
Aklına ve gönlüne hitap eden güzellikleri bizzat yaşamaya ve yaymaya gayret edendir.
Konuşmaktan çok okumaya, anlamaya ve dinlemeye önem verendir.
Mazisini araştıran, hâlini en güzel şekilde değerlendirmeye çalışan ve âtîsi için hazırlık yapandır.
Mert nasıl olmalıdır diye düşünmemize vesile olanlara hususi olarak teşekkür eden ve dualarında özel olarak yer verendir. (İçimden madde üslubuyla yazmak geldi, hocam günlerdir nasıl daha kamil bir insan oluruz diye düşünmemize vesile olduğunuz için çok teşekkür eder, hizmetlerinizin devamını dileriz).
Yerine getiremeyeceği sözü vermeyendir
Bu dünyaya neden geldiğini sorgulayandır
Ne yaparsam Allah beni sever ve benden razı olur diye düşünüp durandır.
Yaratılanın değil Yaratanın kendisinden yüz çevirmesinden korkandır.
Günahında ısrar etmeyen, diyetini tevbe ve gözyaşı ile verendir.
Kur’ân-ı Kerîm’in kıymetini bilendir, okuyup anlamaya çalışandır.
Allah’ın Nebi (s.a.v)’e verdiği kıymeti idrak edip onu bilinçli bir şekilde, neyi neden yaptığını anlamaya çalışarak örnek alandır.
Eziyet etmeden, gururlanıp kibirlenmeden muhtaçlara yardım eden, onların haklarını koruyandır.
Hiçbir şeyi yoksa güler yüzünü insanlardan esirgemeyendir. Sigara (itiraz geleceğini düşünmemek mümkün değil) ve alkol kullanmayandır.
Allah’ın Kur’ân’da namaz, zekat ve tefekkür üzerinde neden bu kadar çok durduğunu düşünüp anlamaya çalışandır.
Dar zamanında dua ve niyazda bulunup refaha ulaştığında Allah’ı unutmayandır. Derdi kadar sevincini de önce Allah’a arzedendir.
Küfran-ı nimet, acelecilik, nankörlük, eli sıkılık, tartışmaya düşkünlük gibi özelliklerle ma’lûl olduğunu bilip kendisini bu alanlarda her an kontol edendir.
Açlık, korku, mal ve can kaybı gibi hususlarla imtihan edileceğini bilip teslimiyetini arttırmaya çalışandır.
Herşeyi bizzat tecrübe etmeye ömür yetmeyeceğini düşünüp, geçmiş tecrübelerden istifade etmeye çalışandır.
Aklına ve gönlüne hitap eden güzellikleri bizzat yaşamaya ve yaymaya gayret edendir.
Konuşmaktan çok okumaya, anlamaya ve dinlemeye önem verendir.
Mazisini araştıran, hâlini en güzel şekilde değerlendirmeye çalışan ve âtîsi için hazırlık yapandır.
Mert nasıl olmalıdır diye düşünmemize vesile olanlara hususi olarak teşekkür eden ve dualarında özel olarak yer verendir. (İçimden madde üslubuyla yazmak geldi, hocam günlerdir nasıl daha kamil bir insan oluruz diye düşünmemize vesile olduğunuz için çok teşekkür eder, hizmetlerinizin devamını dileriz).
Zamana uymak konusunda gorgusuz degillerdir. Ne taklide yeltenirler ne demode olurlar. Kimliklerine yol cizerler.
Sevgilerimle herkese, basta hocama…
Kendilerine bir bela geldiğinde, ilk an sabretmeye gayret ederler.
Tarihi olayları, Tarihi süreçler içersinde degerlendirilmesi gerektiğini bilendir…
— Degerlerini, Yaşadığı yere taşıyan ve yaşıyandır…
Misafirlerini pijama ile değil doğru düzgün bir kıyafetle karşılayandır. Onları saatlerce kendi haline bırakıp başka işlerle uğraşmayandır. Sadece yiyecek-içecek ikramıyla misafirin hakkının verilmeyeceğini bilendir.
Rahmetli valide ile bir akraba ziyaretine gitmiştik. Evin yaşlı beyi bijaması ile oturuyordu,biz ağırlamayı hanımına bıraktı ve kalktı giyindi sonra banyo’ya giderek dakikalarca ayna karşısında traş oldu,çocuktum içerden gördüm. Hiç unutmadım. Yanımıza geldiğinde baloya gidecek gibiydi. Eskiden en fakir evinde dahi bir oda misafire ayrılır oraya kimse girmezdi, şimdi koca koca apartman dairelerinde bile “misafir” odası yok…Hazin manzara..İkram konusu da erozyona uğradı Betül hanım, şimdi Amerikalılar gibi misafire hitaben “orada sıcak kahve var… doldur iç” diyorlar. Önüne “kutu kolası” koyuyorlar… Televizyonu açıp misafire yan oturuyorlar…Kelebek mobilyaların üzerinde borçlu gibi oturtup sizi o eve misafir olduğunuza bin pişman ediyorlar. Selam.
Süpermarkette etiketleri değiştirip kasiyeri kandırmazlar.
halk arasında yalansız ,riyasız,korkusuz,kahraman ,dürüst,diğergam,yardımsever kişilere kadın olsun ,erkek olsun “mert” denir.yasa maddelerinde de, bu sıfatların günlük hayattaki yansımalarını sıralanıyor.”kimlere fütüvvet verilmez “listesi de bu sıfatların alem-i zuhura gelmiş “esmalar”ıdır.bu hal bana zat-sıfat-esma-i ilahiye meselesini hatırlattı.O halde şöyle bir özet yanlış olmaz.1-”mert insan” yeryüzünde halifetullah olması münasebeti ile halifesi bulunduğu cenab-ı hakkın ahlakı ile ahlaklanmış kişidir.(yani O’nun gibi cömert,bağışlayıcı,afvedici,kendine sığınanları koruyan vs. olan kişidir.)”mert”,beşeriyetten insan-ı kamil mertebesine doğru yolculuğa çıkmış HAZRET-İ İNSAN ADAYIDIR…
2-FÜTÜVVET ERİ, ustası ile iki kolu ve iki yakalı bir gömleğe sokulduğu gibi;hazret-i insan adayı da bu yolculuktaki rehberine kuşku barındırmayan bir teslimiyet ile bağlanmalıdır.ustaya sorgusuz -sualsiz “havale-i irade”etmek 21.yy. çocuklarına zor gelebilir ama “SÖZ DİNLEMEK” bu yolculuğun “olmazsa olmaz” (es qua non)şartıdır
Yerine getiremeyeceği sözü vermeyendir
Bu dünyaya neden geldiğini sorgulayandır
Ne yaparsam Allah beni sever ve benden razı olur diye düşünüp durandır.
Yaratılanın değil Yaratanın kendisinden yüz çevirmesinden korkandır.
Günahında ısrar etmeyen, diyetini tevbe ve gözyaşı ile verendir.
Kur’ân-ı Kerîm’in kıymetini bilendir, okuyup anlamaya çalışandır.
Allah’ın Nebi (s.a.v)’e verdiği kıymeti idrak edip onu bilinçli bir şekilde, neyi neden yaptığını anlamaya çalışarak örnek alandır.
Eziyet etmeden, gururlanıp kibirlenmeden muhtaçlara yardım eden, onların haklarını koruyandır.
Hiçbir şeyi yoksa güler yüzünü insanlardan esirgemeyendir. Sigara (itiraz geleceğini düşünmemek mümkün değil) ve alkol kullanmayandır.
Allah’ın Kur’ân’da namaz, zekat ve tefekkür üzerinde neden bu kadar çok durduğunu düşünüp anlamaya çalışandır.
Dar zamanında dua ve niyazda bulunup refaha ulaştığında Allah’ı unutmayandır. Derdi kadar sevincini de önce Allah’a arzedendir.
Küfran-ı nimet, acelecilik, nankörlük, eli sıkılık, tartışmaya düşkünlük gibi özelliklerle ma’lûl olduğunu bilip kendisini bu alanlarda her an kontol edendir.
Açlık, korku, mal ve can kaybı gibi hususlarla imtihan edileceğini bilip teslimiyetini arttırmaya çalışandır.
Herşeyi bizzat tecrübe etmeye ömür yetmeyeceğini düşünüp, geçmiş tecrübelerden istifade etmeye çalışandır.
Aklına ve gönlüne hitap eden güzellikleri bizzat yaşamaya ve yaymaya gayret edendir.
Konuşmaktan çok okumaya, anlamaya ve dinlemeye önem verendir.
Mazisini araştıran, hâlini en güzel şekilde değerlendirmeye çalışan ve âtîsi için hazırlık yapandır.
Mert nasıl olmalıdır diye düşünmemize vesile olanlara hususi olarak teşekkür eden ve dualarında özel olarak yer verendir. (İçimden madde üslubuyla yazmak geldi, hocam günlerdir nasıl daha kamil bir insan oluruz diye düşünmemize vesile olduğunuz için çok teşekkür eder, hizmetlerinizin devamını dileriz).
sindi-prenses@hotmail.com
Kan denizlerinde dolaşıp eteklerine kan lekesi bulaştırmamaktır.
Bacadan çıkan duman olmaktır; ocakta kendisini yakan, pişiren muhabet ateşinin kokusunu semaya yaymaktır.
İki taş arasından akan su olup taşlardan koparıp aldığı zenginlikleri aşk denizlerine ulaştırmaktır…
“Haksız olduğu halde, Mağdur insanı haksız göstermeye çalışan veya kendini Mağdur gösteren”
Bacadan cikan duman, iki tas arasindan akan su,
Boyle ifade ettiyse kendisini,
Selam olsun tum dostlara, selam verip, selam almaktir Mertlik.
Sevmek, hatirda tutmak, unutmamaktir.
Yıllar geçse aradan, ilk fırsatta kaldığı yerden muhabbeti surdurebilmektir.
Kendini hiç bilip; her daim edeptir Yaradılan ve yaradılana…
Her daim Tanrı aşkı büyük küçük; bilgili bilgisiz hoşgörü ile..
Eyvallah
(Mertliğe bi katkıda bu rint gönülden olsun)
Hatadan dönmek, yanlışta ısrar etmemektir.
Efendim; izninin olursa mertlik yasasına eklenebilecek hususlar içerdiğini düşündüğüm sözler içeren bir şiiri paylaşmak isterim. İsmi, Sihirli S, yazarı ise Talha Bora Öğe (radyo 7 programcılarından - Tesadüf Değil adli kitabından)
Soru sorar somurtmadan selamlarsan,
sütüne su sızdırmaz,
servetini savurmaz,
soyarak sefa sürmezsen,
sendelemez,
sızmaz,
soytarılığı saraya sokmaz,
saçmalamaz,
sapıtmaz,
sövmekten suçtan sakınırsan,
suni sıkıntılarla sarsılmaz,
sakatlığı sarıp savarsan,
sırrını saklar satmaz,
saflığı sadakati soldurmazsan,
sindirir sinirlenmez,
susar sabredersen,
sıcaklığın soğumadan,
soluğun sonlanmadan,
sınırlı süreni sezersen,
suretinle samimiyet,
sözlerinle saygı sevgi saçarsan,
sonunda sana senden sunulur saygın sevgin samimiyetin, seçtiğinle seçilirsin, seçim senin.
Hasmına husumetini, dostuna muhabbetini açıkça belli ederler. İçi dışı bir olur, riyadan uzak dururlar.
Kredi kartıyla borca girerek evin tadını kaçırmazlar.
ÖDÜNÇ ALDIĞI ŞEYİ ‘İSTENMEDEN’ İADE ETMESİNİ BİLİR.
Topluma örnek olma mesuliyetini red eden sanatçıya futuvvet verilmez.
Ayakta yürürken yemek yiyene hatta dondurma yalayana çatlata patlata sakız çiğneyene de futuvvet verilmemeli.
Hocayı hükümdar’ın önünde filler ile yalnız bırakanlara yani davasından dönenlere yarı yolda bırakanlara da verilmemeli.
Rant zengini olup da emekleri ile kazanan dar gelirlilerin önünde görgüsüzce para harcayanlara, ihtiyac sahipleri ile paylasmayana…
Salon salomanje jipi ile durakta otobus bekleyenlere çamur siçratana..
Kızla gezip gezip bir türlü nikahına almayanlara..
Mahalle baskısı var deyip ahlaksızlığı her yere sokmaya çalışanlara..
Toplumumuzdaki ahlaki erozyon nasıl onlenir sorusunu uyusturucu tacirine yönelten geri zekalıya..
Öğrencisini kendi çocugu bellemeyen öğretmene…
Öğretmenine maas veremeyene…
Halkını Özel okullara servet akıtmaya mecbur bırakan yöneticiye…
Silsileyi bozmadan bir soru sorup kaçayım:
Sokakta yemek yememe bahsinde…
Hocam, eskiden sokakta yemek yiyenlerin şahitlikleri kabul edilmezmiş diye duymuştum. Hakikati var mıdır?
Yine hocam Zat-ı Âlinizden duymuş idim belediye kanunlarında sokakta yemek yemenin yasak olduğunu. Eskiler bu işte bir ayıp görmüşler besbelli. Örf adet tanımayanın şahitliğine de itibar etmediler belki de. Cumleye hürmet selam.
Hocam, Doktor Abdullah Bey halen 1.maddede midir? Ne dersiniz.
73. madde mana itibariyle çok öz; kuldan değil Allah’tan rıza ummak… Rıza-i İlahi çok mahiyetli bir kavram. Bu kavramı yerinde kılmak için çok lazımlar lüzum eder…
Evvel lazım zannımca ve tecrübelerimce; siretten yoksun olmayan surete sahib olmak… ikincisi ise; ilim ehli görünüp edebden mahrum olmamak gerekir…
Ahlak ve suret-i misalisi edep; herşeyi geride bırakarak Yunusca ‘İLLA EDEP İLLA EDEP’ dedirtiyor ve Rıza’nın kapısını aralıyor…
Rıza makamının kapısı kullukla çalınır; kapıları çalmak da edeb ister…