Cümleye mutlu ve hayırlı seneler
Gelen yılda bitsin bu dertler, çileler
Arda kalsın şu belalar gaileler
Kapansın tez vakitte mel’un çeneler
Geçtik koca bir yılı yalpalayarak
Kan ve ateş çemberinden atlayarak
Yandı, yıkıldı şehirlerimiz heyhat!
Harabezara döndü evrende hayat
Kin ve ihtiras çarptı insanoğlunu
Artık bilmiyor ne sağ, ne de solunu
Kaybetti nevi beşer bunda yolunu
Kırdı şeytan, kulun elini kolunu
Ülkeler döndü yangın yerine
Saldırgan sevindi gerine gerine
Habaset yerleşti insanlık yerine
Mahlukun vahşet girdi şimdi serine
Haklı sandı zalim körlükle kendini
Doğru bildi yıkmakla sağlam bendini
Boynuna eliyle taktı kemendini
Bilmedi atinin hükmünü, fendini
Eskiler cıhana yıkıldı dediler
Dünya bataklığa çakıldı dediler
İnsanlık engele takıldı dediler
Uygarlıktan bıktı sıkıldı dediler
OZAN Hakk’a sığın ki tevfik Hakk‘tandır
İnsanın aslı ve nesli çamurdandır
Kuru davanın sonu hep hüsrandır
Dualar ya Rab‘ denecek, tek bir andır
ey mahallesine ramazan gelmeyenler;semtine mah-ı matem uğramayanlar;ey allahtan korkmaz ,kuldan utanmazlar!tepinin sabaha kadar,çekin kafaları…gazze kan ağlasın,siz kahkahalara boğulun…elbet siz de yatacaksınız bizim caminin musallasına birgün,o zaman hesabınızı verirsiniz yaradana…yeni yılınız kutlu(!) olsun…
‘Ne söylediğini, kime söylediğini, ne zaman söylediğini unutma’ der, Hz. Ebubekir(R.A.)
Muhatabım ve sözlerim zaman ve içindeki her unsur.
Hicret var, göç var, devir var, devredemeyenler de var, muhasebeler var, gidenler var, kalanlar var, gelecekler de var, bir eski bir yeni var, yeni de eskiyecek mi düşünenler, düşünmeyenler var…
Bütün varların içinde yok olan bir şey var; zaman, yokluğu geçmesinde ve göçmesinde.
Ey göçen zaman;
Hicretin; sevgi ve saadet dolu yürüyüşe doğru olsun,
Hicretin; bütün milletler adına yeni bir medeniyet başlangıcı olsun, mim’siz olmasın ama, barış ve huzur getirsin,
Hicretin; ahde vefa’ya olsun, vefasızca bırakıp gidenlerden olmasın, hep hatırlansın hatıra kalsın,
Hicretin; bir kaçış değil, bir kapanış değil yeni ufuklara açılan kapılara olsun,
Hicretin; kin’den, adavetten, su-i zan’dan uzak, muhabbete, kardeşliğe,güzel düş eyleyip güzel görmeye olsun,
Hicretin; kışlardan baharlara, gecelerden sabahlara, karanlıktan nura olsun,
Hicretin; uyanışlara olsun, unutulmuşluğun kuyusunun derin uykusundan, unutulan her kıymetli değerin su yüzüne çıkışına olsun,
Hicretin; ümitvar gözlerle, ümitvar düşünüşlerle, ‘biz buralı değiliz, bu kadarına da razı değiliz’ diyen fıtri lisanlarla ebedi zamanlara olsun.
Bütün zamanlar Beka’ya akar, Beka’ya göçer…
Giden, göçen hep acıtır demişler; diyenler yanlış demişler yanlış bilmişler. Hicret Beka’ya ise acı neresinde.
Vuslat Aşk-ı Beka’ya ise, varsın giden gitsin, göçen göçsün.
Gidene selam ola, gelen baş göz üstüne.
29 ARALIK 2008 itibariyle yazmış olduğum, vedanın ve karşılamın bir arada olduğu duygularımı vesile yaparak; hassaseten bu sitedeki siz ehl-i gönül’e ve tüm insanlığa giden zamanların ve geleceklerin hayırlara vesile olması temennilerimle…