
Kandahar.-Le poids des sociétés militaires privées est l’une des facettes cachées de la guerre d’Afganistan. La Commission parlementaire américaine sur la passation des marchés en temps de guerre a révélé, début novembre, qu’avec 74 000 salariés en Afghanistan, leur nombre dépasse celui des troupes régulières américaines. Un chiffre deux fois plus important que celui admis officiellement par le Pentagone.
Pourtant les incidents se multiplient. Début octobre, après un conflit avec les Britanniques et les soldats afghans dans la province du Helmand, la société Paravant s’est vu refuser le renouvellement de son contrat. Les soldats afghans s’étaient rebellés, fin août, contre leurs formateurs qui buvaient de l’alcool devant eux, en plein ramadan.
Cette société n’est autre qu’une filiale de Xe, ex-Blackwater, dont le nom est associé à de multiples violences en Irak, parmi lesquelles une tuerie en pleine rue à Bagdad (17 civils tués) en 2007. En mai, trois employés de Paravant ont par ailleurs été impliqués dans la mort d’un automobiliste à Kaboul.
"La fin du contrat pour l’instruction du tir à Kandahar n’a pas été une perte, commente un membre de Paravant. En ce moment, avec le départ des troupes américaines, beaucoup de nos gars repartent en Irak."
DynCorp, qui pilote l’instruction des policiers afghans avec un budget annuel de près de 1,5 milliard de dollars (1 milliard d’euros). Début 2009, une société indienne basée à Dubaï (Emirats arabes unis), HEB, chargée de la formation d’armuriers au sein du 205e corps de l’armée afghane à Kandahar. HEB, qui recevrait près de 9 millions de dollars par mois pour cette prestation. (Courtoisie le Monde)
Türkçe özet: Kasım ayı başında Amerikan parlementosu’nda kurulan özel bir komisyon, Afganistan savaşında özel şirketlerin çalıştırdığı paralı asker sayısının 74.000’e ulaştığını saptadı. Bu rakam Afganistan’da bulunan düzenli Amerikan ordusunun asker sayısından fazla. Halmant bölgesinde ramazanda içki içen Paravant isimli İngiliz şirketinin eğitmenleri ile Afgan ordusunun askerleri arasında çatışma çıkmıştı. Paravan Amerikan Black-Water şirketinin bir yan kuruluşu. Bu olay üzerine Paravan şirketi ile sözleşme iptal edildi. Şirketin bir yetkilisi “ zararımız yok, şimdi arkadaşlarımız Irak’a gidecekler…” dedi. Afgan polislerini eğiten Dyn Coorp isimli bir Amerikan özel şirketi bu iş için yılda 1,5 milyar dolar ücret alıyor. 2009 başında Dubai’de kurulan ve Afgan zırhlı birliklerini eğiten Hint kökenli HEB şirketi ayda 9 milyon dolar alıyor. (Teşekkürler le Monde)
Para kendi ordularını yarattı. Önce tüm zayıfları öldürecekler. Sonra ise birbirlerini. Bir başka “kaos”. Herşey mutlak sona işaret ediyor. Ve hep te bir kaos sonucu ile. Karamsar mıyım ben bugün. Allah muhafaza eylesin.
Eski Yunan, Kartacalılar, İngilizler (yüz yıl savaşlarında, Rönesansçı İtalyan Devletleri ve derken bugün Amerikalılar “mercenaires” leri yani maaşlı, silahlı adamları kullanıyorlar. Bunlar paralı asker statüsüne dahi giremiyorlar. Esir alındıklarında, asker muamelesi görmüyorlar (cenevre sözleşmesine göre)… Tuhaf meslek diyeceğim ama diyemiyorum zira iyi para kazanıyorlar ve günümüz şartlarında, macera arayan, başıboş işsiz takımı bu şirketlere yöneliyorlar…Şu an Irakta sayıları tam olarak bilinmiyor…Afganistanda resmi rakamların çok üstünde oldukları sanılıyor…falan da filan…Dünya hiç değişmemiş sanki…
Sayın Ecevit Ercan’a
Selçuk sultanı II. Gıyeddin 1239 Malya ovası savaşında kendi devletinin vatandaşı olan Türkmen köylülerine karşı 3000 altına kiraladığı frank askerlerini kullandı. Halklar siyasi propaganda ve vahşî beyin yıkama krizlerine tutulmayıp iktidarların kompozisyonu üzerinde fikir birliğine varıncaya dek bu böyle devam edecektir… Zordur amma bir gün sonuca ulaşılacaktır.Topluluk kötülükte sonsuza kadar birleşmez. Binlerce yılda Mağaradan çıktık, şehre indik, uzaya vardık. Tekamül eşyanın karakteridir.
Sayın Evcevit Ercan’a
Yazıda var, Afganistan’da paralı askerlerin sayısı 74.000 olmuş. Bunlar ölüm işçileri. Amerikalı bunların patronu. Mezar-ı şerif savaşında önce Ruslara karşı örgütledikleri sonra silahları Amerikaya dönen yüzlerce Suudî gencinin ölüm emrini zamanın savunma bakanı Donald Rumsfeld Washington’ dan telefonla vermişti. Benim 2002′de çıkan “Canavar sahibini yedi” kitabımı gördünüz mü ?
Dediğiniz kitabı okumaya çalışacağım üstadım. Ayrıca Gıyaseddin olayını bilmiyordum,çok çarpıcı bir örnek doğrusu ancak bütün bunlara tekamül olarak bakmak ne kadar doğrudur bilmiyorum…Eşyanın tekamülü hayatın kaçınılmazıdır illaki lakin bu savaş meselesi farklı diye düşünüyorum. Bana kalırsa 21 yy. olmuş 13 yy. çok fazla bir şey farketmiyor. Eşyanın kabuğu farklı ancak özü hep aynı sanki, ne dersiniz hocam?
Saygılarımla.
“tekamül” kelimesini “kamilleşmek” değil, “süreklilik” anlamında kullandım. Yani “iyiye doğru gelişme” değil.Olayların akışı..