Herkese bir Mevlânâ

Bir mektup ve cevap:

"Maalesef insanlar da Mevlana’yı Mevleviliği bu bahis mevzu kişi otoriteymiş gibi onlardan öğrenebileceklerini sanarak takip ediyorlar,işin kötüsü bunlara gazetelerde koca koca sutun veriliyor ve daha çok kişinin zihnini bulandırıyorlar eninde sonunda iş çeşmenin başındakiler neyi ne kadar kimden öğreneceğimizi belirliyorlar ve her zamanki gibi doğruyu bulmak çaba,emek istiyor"
cevap:
"Kimse Mevlânâ’yı anlatmaz, herkes kendi tercihlerini anlatır. Bu yüzden kim ne kadar çok konuşursa o kadar çok ve çeşitli “Mevlânâ" çıkıyor ortaya, Hz. Mevlânâ’nın büyüklüğü de burada zaten.. Herkese bir Mevlânâ düşüyor. Bütün bu anlatılanların toplamından siz de kendinize uygun bir Mevlânâ çıkarabilirsiniz.

“Herkese bir Mevlânâ” için 44 Yorum yapılmış.


  1. 1 serdar 24 Aralık 2009 20:15

    yine ufuk açtınız teşekkür ederim hocam lakin Kutsi Ergüner bir röportajında şöyle demişti;”Mevlana ne olursan ol gel dediyse de geldiğin gibi kal demedi kendini düzelt,şeriate uydur” bu söz bile çok değerli bir cümle benim için.Bakışımı değiştirdi erbabına neler ifade eder kimbilir.gerçi söz Yusuf Kaşani nin imiş ama son dönemde moda hümanizm ya ille Mevlana yı hümanist ilan edip herkese müsamaha gösterdiğini herkesi olduğu gibi kabul ettiğini söylerler.Peki de Mevlevilik nedir o zaman herkes olduğu gibi kalacak kimse gelişmeyecek ise bu yola ne gerek vardı da bu kadar insan aşk ile bu yolun peşinden gitti,yüzyıllardır neden kaybolmadı,madem kuru bir insan sevgisiydi kastım budur umarım ifade edebilmişimdir

  2. 2 serdar 24 Aralık 2009 20:27

    ben 94-98 arasını üniversitede yol arayarak geçirmiş biriyim ancak kısmetimiz yokmuş nereye uzansak olmadı Şükür Mevla ya sizi karşıma çıkardı (hep derdim birgün biri çıkacak karşıma diye sizden testere zikrini duyduğum an işte budur dedim)sayenizde görgüm bilgim artıyor sizin tabirinizle hep gıpta ile baktığım ‘ince müslümanlık’ dersini öğrenmeye çalışıyorum arada haddi aşıyor isek affola
    Saygılarımla
    Bu arada uzun bir süredir böbrek taşı düşürmek ile meşgulüm sancılı bir süreçten geçiyorum:)) dualarınızı esirgemeniyiz baki selam.

  3. 3 nezihuzel 25 Aralık 2009 01:17

    Bu ünlü ” gel…gel…” sözünün Mevlâna’ya ait olmadığını Gölpınarlı Hoca’dan duymuştuk. Dörtlük Mevlana’ya ait olsa dahi Kudsi Erguner’in yorumu yerindedir. Hiç olmazsa şöyle demeli: “gel..gel.. ama geldiğin gibi kalma, adam ol..” gibi.
    Böbrek sorunu bende de var. Halk ilaçları arasında “kırk kilit otu” diye bir bitki vardır, onun suyu çay gibi içiliyor. Mısır çarşısında bulunur. Beyoğlu’na çıkarsanız Hasnun Galip sokağında Bengi kitabevine uğrayarak Eczacılık Fakültesi Dekanı Turhan Baytop’un “Türkiyede Bitkilerle Tedavi” kitabını alınız. Ev ilaçlarının tümü orada var. Geçmiş olsun. Merak etmeyin, iyileşecesiniz. İnsan bedeni kendi derdini kendisi çözecek güce sahiptir.

  4. 4 serdar 25 Aralık 2009 20:37

    Teşekkür ederim hocam

  5. 5 Ahmet Isparta 26 Aralık 2009 09:14

    Aziz Hocam,

    Mevlana hakkında Cumhuriyet Türkiyesinde (misalen) 1000 yazı kaleme alınmış ise 980′inde tekrarlanan kalıp ifadeler var:

    En meşhuru “Gel, gel…” ki burada da tartışıldı.

    Sonra, yine (ister istemez) burada da tekrarlandığı gibi “Gel, ama aynı kalma!”…

    Sonra, “Mevlana hümanist değildi, O ‘Ben bu can bu tende oldukça Hz. Muhammed’in ayağının tozuyum, Kur’an’ın bendesiyim… demişti.” ifadesi.

    Sonra, “Mevlana’ya sormuşlar: Aşk nedir? Ben ol da bil demiş…” cümlesi…

    Tamam, tekrar 180 defa da olsa güzeldir, eyvallah…

    Ama bu hal, beni (kalbimi) artık Mevlana hakkında bir yazıyı elime alamaz duruma getirdi… Neredeyse istisnasız her yazıda yukarıdaki cümleler geçiyor…

    Acaba bu topraklarda Hazretin söylediklerini ciltler ciltler dolusu şerhedebilecek insanlar yetiştikten sonra bu derekeye (birkaç cümleciklik bir sığlığa) nasıl indik ve bu halden nasıl kurtulacağız?… Bir müddet söz orucu mu tutsak? Mevlana hakkında konferans tertiplemekten vaz mı geçsek…?

  6. 6 nezihuzel 26 Aralık 2009 09:36

    Ahmet Cevdet Paşa’nın görüşünü defalarca yazmıştım: Her asır konuştuğu değerler itibariyle kendi ihtiyaçlarını arıyor. Bu madde asrı de geçmişten malzeme toplamak, gerektiğinde kendisine lazım olanı bulup çıkarıyor. Bu çağda lazım olan, sadece birkaç kelime olmuş anlaşılan.. Onlara takılıp kalmışız. Ayrıca şu sırada “popüler kültür” sorunu var. Popüler kültür’e bu kadar malzeme yetiyor. Daha fazlasına ulaşması mümkün değil. O bizler için, biz Mevlana ummanında dolaşmaya devam edeceğiz. Buna engel mi var ? Selam..

  7. 7 ismail 26 Aralık 2009 12:33

    Bu gün mâh-ı Muharrem’dir, muhibb-i hanedân ağlar
    Bu gün eyyâm-ı matemdir, bu gün âb- Revân ağlar.

    Hüseyn-i Kerbelâ’yı elvân eden gündür
    Bu gün Arş-ı muazzamda olan âlî divan ağlar.

    Bugün Âl-i âbânın gülşeninin gülleri soldu
    Düşüp bir ateş-i dilsûz, kamû ehl-i îman ağlar

    Güruh-i hanedâna Lütfiyâ kurban ola canım,
    İla yevmil kıyame can ile ehl-i îmân ağlar.

    Alvarlı Efe Hazretleri.

    Selam olsun Hamse-i Al-i Aba canlarına.

  8. 8 Arapoğlu 26 Aralık 2009 19:57

    Sayın Hocam,

    Ahmet Beyin yorumunu okuduktan sonra “Herkese bir Mevlânâ” yazınızı daha iyi anlamış oldum.

  9. 9 Adil Bora 26 Aralık 2009 20:12

    Hz Mevlana’yı kendi sığlıklarında o kadar anlayan ve daha öteye gidemeyen bir kaç cümlecik ile hayatı yaşayan o kişilere, Atatürk kimdir, ne yapmıştır diye sorunuz. Bakın yanıtları ne olacak. Ilkokul 2.sınıf öğrencisinin vereceği yanıttan öteye gidenler populasyonun yüzde kaçını oluşturur bilmek bile istemiyorum. Yurdumuzu kötülerden kurtardı. Izmirden denize döktü. Bize bu vatani armağan etti. Iki tane de bayram verdi… O nedenledir ki tabular oluşuyor. Takım tutar gibi körkütük sarılıyorlar bir şeylere sığlıklarda arıyorlar hayatı. Kimsenin bir konuyu derinlemesine bilmeye sabrı ve kapasitesi kalmadı, bu da yeni bir sey degil zaten. Kedi gibi sadece hareket eden şeylere bakan TV toplumu tasviri ile Nezih Bey’e katılmamak mümkün değil. Popüler bilgi ile bilim aynı şey değil. Biri gazetede yazar öteki ulemanın külliyatında. Dileyene damlacıklar ucuza, bedavaya, denizin sırrını isteyenlere parayla. Ucreti bir ömurcuk. Saygi ve muhabbetlerim ile.

  10. 10 nezihuzel 27 Aralık 2009 03:10

    Yelpazenin açılan uçlarında değil, ortasındayız. Böyle olmaya devam edeceğiz. Biz rüzgar üretiriz ama rüzgara kapılmayız. Değerli dostlar !

  11. 11 Hayrunisa Erkmen 31 Aralık 2009 14:22

    2010’un
    Geride Bıraktığımız Yılın Tüm Dünyada Olumsuz Etkilerini Hızla Silerek,
    Size ve Tüm Sevdiklerinize Neşe, Sağlik, Huzur
    ve
    Bereket
    Getirmesini DileriM

  12. 12 nezihuzel 31 Aralık 2009 18:17

    Teşekkürler herkese mutlu yıllar. Ben Ankara’da Başkent Hastahanesi’nde 217 numaralı odadayım. Bu yılbaşı da böyle geçti. Tüm dostlara buradan selam ve hayırlı yıllar temennisi ile hoşçakalınız..

  13. 13 Hakkı Farukoğlu 31 Aralık 2009 21:33

    Üstadım hayırdır neden hastanedesiniz?

  14. 14 ismail 31 Aralık 2009 21:47

    Nezih bey ALLAH şifa versin inşaALLAH. Bu arada neden yılbaşı dileklerimizi diliyoruz, bu bile zaaf değil mi?Peygamber efendimiz tırnak kesiminde bile diğer dinden olanlara benzememk için tırnaklarını farklı yerden başlayarak kesiyor, burada ise yılbaşı temennileri dile getiriliyor.

  15. 15 selime 31 Aralık 2009 21:58

    Hocam geçmiş olsun!, sanırım mevcut rahatsızlığınızla alakalı.İnşaallah en kısa süre içinde çıkarsınız ve sıhhatinize kavuşursunuz.

    mutlu seneler, selamlar

  16. 16 Hüseyin Yavaş 01 Ocak 2010 20:02

    İsmail Bey teşekkür ederim böyle eski bir şiiri paylaştığı için.Alvarlı Efe Hz.bir nakşi şeyhi olmasına rağmen ondaki ehli beyt muhabbetine bakınız.

  17. 17 Adil Bora 01 Ocak 2010 21:15

    Acil sifalar diliyoruz. Programlanan bir tedavi midir. Yatisiniz acil mi oldu. Bir ihtiyac var mıdır. Taburculuk ne zaman. Sizi merak ediyoruz. Allah’tan tum hastalara sağlık temenni ediyorum.

  18. 18 Çınar 02 Ocak 2010 08:06

    Geçmiş olsun hocam önemli birşey değildir inşallah.Hayırlı bereketli yıllar dilerim…

  19. 19 nezihuzel 02 Ocak 2010 17:02

    Teşekkür ederim, Önemli bir şey yok, şekere bağlı bağzı sorunlar..
    Kontrol diye yattık, iş uzadı. “Ya Şafi” diyerek bekliyoruz. Selam.

  20. 20 betül 02 Ocak 2010 18:17

    hocam acil şifalar ! geçmiş olsun keşke yakında olsaydım sizi ziyarete gelmek çok isterdim, tekrar geçmiş olsun sağlıklı, huzurlu nice seneler

  21. 21 ceyhun oydem 02 Ocak 2010 18:35

    kıymetli hocam cenab-ı haktan acil şifalar niyaz ediyorum

  22. 22 betül 02 Ocak 2010 19:23

    hocam ne kadar daha şifahanedesiniz hangi bölümdesiniz?

  23. 23 ismail 02 Ocak 2010 19:52

    Aman ALLAH şifaalar versin efendim.

  24. 24 Emir 03 Ocak 2010 05:45

    Tarihi Arka Odasi adli programa tekrar katılma ihtimalinizin olduğunu öğrendim. Umarım nasip olur da “sizde açiğa çikandan” yararlanma firsati buluruz. Sapanca’dan selamlar Sapanca’ya.

  25. 25 serdar 03 Ocak 2010 17:41

    Geçmiş olsun hocam Mevla dan acil şifalar dilerim

  26. 26 nezihuzel 04 Ocak 2010 07:18

    Sağ ol, Serder, Herkese teşekkürler. Cümleniz sağ olun.

  27. 27 Sencer 05 Ocak 2010 10:50

    Hocam,
    dün hastanede ziyaretinize geldiğimde taburcu olduğunuz haberini aldım. Görüşemediğimize üzülmekle birlikte taburcu oluş haberiniz çok sevindiriciydi. Hala Ankara’da mısınız? Selam ve hürmetlerimle.

  28. 28 ismail 06 Ocak 2010 21:26

    Nezih bey.Bugün sizin hazırladığınız bir cd aldım.1993 yılında hazırladığınız ve Tophane, İsmail Rumi ASİTÂNESİnde kayıt altına alınan bir albüm. İnanınız ki zikirleri dinlerken ve tekrar ederken yerimde duramadım. Acaba o ser zâkir hangi Muhterem?

  29. 29 nezihuzel 10 Ocak 2010 15:42

    Tophane İsmail Rumi Asitanesinde zakir başı, Kılıçalı Paşa Camii imamı Ziya bey’di. Ondan sonra Efendi’nin “sarı” lakabı ile hitap ettiği Mehmet ef. gelirdi. Ancak dinlediğiniz CD’de kasideler’in çoğu rahmetli Yusuf Gebzeli tarafından okunmuştu. Bir daha yapılması ve yayınlanması ihtimali bulunmayan fevklade değerli bir eserdir. Tükendiğinde çok aranacaktır. İyi saklayınız. Selam.

  30. 30 Feyyaz 10 Ocak 2010 22:45

    merabalar efendim acizane fikrim sizin bu güzel eserlerinizi burada biz lerle paylasirsaniz tartakcilarin havasi biraz inmiş olur sanki?(özel arsiv paylasilmazzz.)ve bizlerde sizlerin süzgecinden gecmiş şeylere daha cabuk ulasmiş oluruz gibi geliyo.tesekkür ederim saygilarimla.

  31. 31 Hayrunisa Erkmen 11 Ocak 2010 23:21

    Öylehazırdan yeMEK olur mu Abenim evlatçığım. Hizmetiniz varmı bakalım Bana böyle söylense üzülürüm. Hem kitap ile müzik ile paylaşmalar olmuyor mu zaten. Bak ben bu yaştan sonra buldum böylesi bilge münevver insanı, asla bırakmam ömrümüz oldukça. Sizde sabrile okuyun dinleyin a benim kuzularım. Beni bağışlasın Nezih Bey onun yerine konuşmuş gibi oldum afflarına binaen acil şifalar bulup geliversin bakalım neler diyecek.

  32. 32 nezihuzel 12 Ocak 2010 00:22

    Hayrünnisa teyze Feyyaz’a dokunma “tartakçılardan” yakınmasında yerden göğe hakkı var, başımıza her gün neler geliyor. İzmitte bir esnaf internett’ten indirdiği benim CD’lerle dükkan açtı. Geçende gittim, adam beni tanımıyor, 2,5 liradan birkaç tane kopya aldım sonra iş anlaşılınca yüzüme pek firaklı baktı…. Bir çay içip çıktım. Kimsenin ticaretine karışmam ama sektör zarar görüyor. Daha neler yayınlayabilirdik. Beş altı yıldır her şey bitti.

  33. 33 Çınar 12 Ocak 2010 08:53

    Hocam Yavuz Bülent Bakiler bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın Mevlevi şeyhi olduğunu Hz. Mevlana ilgili çok güzel şiirleri olduğunu söyledi.Sizin Arif Nihat Asya ile bir diyaloğunuz oldumu hatıranız var mı?.Hürmetlerimle

  34. 34 nezihuzel 12 Ocak 2010 13:01

    Hayır olmadı, kendisini ismen tanırım.

  35. 35 ismail 12 Ocak 2010 20:29

    Nezih UZEL beyefendi bugün Aka Gündüz KUTBAY ve Kâni KARACA’nın beraber MEŞK ettikleri MEŞK adında bir albüm aldım ve orada sizinde 70′li yıllardaki resimleriniz var, bize biraz Aka Gündüz KUTBAY’dan bahsettseniz,Benim okuduğuma göre, rahmetli 750 gr pastırmayı 2 paket sana yağında pisirip 3 ekmekle yermiş muhterem.

  36. 36 fatih kaftancı 13 Ocak 2010 17:22

    Sayın Uzel; “Herkese bir Mevlânâ” teşbihi pek hoş, pek latif. Geçen Habertürk’te sizin de iştirak ettiğiniz programda Murat Bardakçı iddialı sözler sarfetti.. “gittim gördüm” diyerek altını çizdiği iddia şuydu; “belhte çok ateşgede var semâ da onların dansına benziyor, mevlânâ’da ordan gelmiş, onu ordan almış”

    o an özellikle size baktım. “tabi, tabi” deyip usulca baş salladınız.

    sorum şu; Yukarda buyurduğunuz “Kimse Mevlânâ’yı anlatmaz, herkes kendi tercihlerini anlatır” mütearifesine göre sizin mevlânâ’nız Belh’teki ateşgedelerin dansından “esinlenen” bir koreograf mıdır? Semâ bu mudur?

  37. 37 nezihuzel 13 Ocak 2010 18:21

    Tabii ki hayır ! Murat programda acele ile bir ucûbe söyledi, olacak iş değil, ben üzerinde duracak vakit bulamadım, araya başka konular girdi. Mevlana babası ile birlike Belh’ten ayrıldığında delikanlılık çağındaydı, Ateşgedelerden etkilendiği varsayılsa dahi yaşamının ileri çağında, coşkunluk anlarında sema’a kalkışına “ateşgede ayininden esinlendi” demek külliyen edep dışıdır. Yok böyle bir şey ! Günümüzde Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri de aynen Mevlânâ gibi kol açmadan, yaka tutarak sema’a kalkıyorlar. Onlar da mı ateşgede taklidi ? Kültürler arası diyalogda bir hareketi, başkasına ezdirmemeli. İnsanoğlu’nun derin ruhsal yansımalarına dayanan her hareketin, her kültürde ayrı değeri vardır. Konu saçaklarda değil, özde buluşmayı gerektiyor. Taklit ve riyadan kurtulup işlerin aslına varmanın da bir yolu olmalı. Konuya açıklık getirmeme yardım ettiğiniz için teşekkür ederim.

  38. 38 Sencer 14 Ocak 2010 10:57

    Nezih Bey,

    sizin geleneğe olan hürmetinizi ve geleneğe aykırı olan yorumlara bakışınızı değişik yazılarınızdan hatırladığım için TV programındaki bir ifadeniz beni şaşırttı. Özellikle 1001 günlük çilenin bugün pek mümkün olamayacağı şeklinde bir ifadeniz oldu. Ben mi yanlış anladım, yoksa bunun sizin istemediğiniz fakat fiziki şartlar icabı bir sonuç olarak mı ortaya çıktığını açıklarsanız memnun olurum.

  39. 39 nezihuzel 14 Ocak 2010 15:35

    Siz 1001 gün çileye razıysanız buyurun ! Şu yaşadığımız azgınlık çağında kaç kişi kendi nefsini terbiye için böyle bir pratiğe razı olur ? demek istedim. Eğitimin bu bölümü “geçersizdir” başka bölümlere yönelmek gerekir. Bu durum “Mevlevî terbiyesinin ” bütünü ile ortadan kalktığı anlamına gelmez.

  40. 40 Ümit Akdemir 14 Ocak 2010 20:35

    Azîz ustadım,

    Evvelemirde zat-ı şahanenize sıhhat ve selamet niyaz ederiz,
    Mevlam canınıza, hastalıklardan iz bırakmayacak misilsiz bir şifa ihsan eyleye..

    Tophane İsmail Rumi Asitanesi’nde kayda alınan mezkur albumde sureyi Vâkıa’dan bir aşr-ı şerif okunmuş ki canımıza okudu. Şimdi eser belki elinizin altında değildir, sizlere zahmet vermeyelim, buradan online dinleyebilir (www.mestmp3.com 207. eser), buradan (http://www.umutrehberi.com/mestmp39814/207-vakiadan.mp3) arşivleyebilirsiniz.

    Bu ulvi nefes kimindir?
    Hazret hakkındaki malumati fakirle ve dahi sevenleriyle paylaşsanız?

    Âşık olmak, o yana bir pencere açmaktır. Çünkü gönül, dostun cemali ile aydınlanır ya
    Mevlam ateş-i aşkınızı ziyade eylesin
    Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da
    huzur bulasınız efendim

  41. 41 nezihuzel 14 Ocak 2010 21:42

    Aşr-ı şerif kıraati bir kazada kaybettiğimiz rahmetli Yusuf (Bilgin) Gebzeli’ye aittir. Güzel sözlerinize teşekkürler.

  42. 42 A 22 Temmuz 2010 14:23

    Üstat size ismail rumi asitanesinden kaydedilen bu Kur’an tilavetinin kime ait olduğunu sormuştum

  43. 43 Arda 22 Temmuz 2010 14:29

    Sevgili Üstat,
    İnternetten kısmet üzere indirdiğim bu aşr-ı şerif’i dinledikten sonra çarpıldık doğrusu.Ben böyle bir ses duymadım daha önce.Bu muhteremi mutlaka bulmalıyım diye içimden geçiriyordum içimden ve kim olduğunu öğrenmek için size mail atmıştım.Maalesef sizden cevap alamadım ama Allah karşıma çıkardı bu sayfayı.
    Merhum Yusuf abimize Allah rahmet eylesin,mekanı cennet olsun.

  44. 44 nezihuzel 22 Temmuz 2010 15:46

    İsmail Rumi Dergahında yapılan kayıt benim EMİ ‘den yayınlanan “Zikir” albümünde yer alıyor. Acizane çalışmamdır. Fakat değerli dostum, Sanal’ın sahte harmanında herşey öylesine karıştı ki, kimin fesi kimin kafasında, kimin kafası kimin fesinde, anlaşılmıyor. Te’lif,müellif,bestekar,güftekar,vezir,Hünkâr sahtekar,günahkar,madrabaz,düzenbaz birbirine dolanıp yumak oldu. Herşey buharlaştı gidiyor. EMİ kolleksiyanundan adı geçen CD’yi bulabilirseniz alın. O dizi artık bir daha yayınlanmaz.Selam.

Yorum yapın




Son Yorumlar