Kızılderili lider Sitting Bull 1831-1890
Yeryüzü sathından koca üç medeniyeti kaldırıp yerine oturan Amerikalı, Türkleri Ermeni katliamı diye bir yalanla suçluyor. Saygın Aztek, Maya ve İnka kültürlerini yok eden Yeni Dünya’lı, Eski kıt’anın asil ve şerefli bir milletine parmağını uzatarak soykırım iddiasında bulunuyor.
Türkiyeye, Türk vatanına Türk halkına ağır bir saldırı yöneltiyor. Koordineli bir polis hareketi ile önlenebilecek bir kaç psikopat teröristin uğursuz eylemini, vatanlarını ve öz değerlerini kurtarmaya çalışan asil insanların kahramanca direnişleri ile bir tutan, yüzlerce yıllık baba ocaklarını, vatanlarını ve namuslarını savunmaya çalışan yerli halkları her gün kan ve ateş deryasında yok etmeye çalışan o Amerikalı..
Yeryüzünün en değerli iki islam ülkesini, etkisi asırlarca sürecek en ileri silahlarla kan çukuruna çeviren o Amerikalı, "Amerikan askeri olmak için Amerikalı olmaya gerek yoktur" diyerek gezegenin tüm satılık cânîlerini, it, kopuk, serseri takımını kendi suç ordusunda toplayan o Amerikalı şimdi kalkıyor, yüz yıl önceki olaylara kendi ters mantığı ile isim koyarak cinayetlerini ört bas etme yolunu tercih ediyor.
Bu mesele eskidir. Kazan Türklerinden Mir Sait Sultan Galiyev daha 1920’lerde şunları yazıyordu : “ Kozmopolit ilerici kültürü ve tekniği ile bu günkü “barış tutkunu” Amerika’nın kurulabilmesi için milyonlarca Amerika yerlisinin ve siyah Afrikalı’nın ölmesi, zengin İnka kültürünün yok olması gerekmiştir. Şikago’nun, Newyork’un ve “Avrupalılaşmış” daha pek çok Amerikan kentinin mağrur gökdelenleri; kızıl derililerin kemikleri, insanlıktan çıkmış toprak ağalarının sömürdükleri siyahların cesetleri ve İnka kentlerinin dumanı tüten yıkıntıları üzerinde yükselir.”
Kristof Kolomb ! bu ad Avrupa emperyalistlerinin sevgilisidir… Avrupa’nın deniz eşkiyalarına Amerika’nın yolunu açan o’dur. İngiltere, Fransa, İspanya,İtalya ve Almanya oradaki yağmadan paylarını eşit olarak almışlardır. “Yerli” Amerika’yı yıkarak,silip süpürerek kendi kapitalist kentlerini ve emperyalist burjuva kültürlerini kurdular. Timur, Cengiz ve öteki Moğol hanlarının Avrupa’yı işgalleri, kendileri tarafından “bulunmuş” bu Amerika’da giriştikleri canavarlığın ve yıkıcılığın yanında pek sönük kalır. ”(Sultan Galiyev “Zizn’Nacional nostej- no:36, 5/10/1919. A.Bennigsen-Chantal Qulquejay” Sultan Galiyev ve Sovyet Müslümanları, çeviri Nezih Uzel, İstanbul 1984)
Aradan 90 yıl geçmiştir. Bu kadar zaman Kazan’lı Sultan Galiyev’in düşünceleri değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. 90 yıl önce şu yazılanlar sanki bu gün yazılmış gibidir. Amerikan halkını, Amerikalı değerli insanları, o ülkede var olan doğru ve dürüst yurttaşları tenzih ederim, hiçbir toplum topluca suçlanamaz ama Amerikanın sistemi, hukuğu, dünyaya bakışı ve geçmiş olayları değerlendirişi sahtedir. Bu sistemin iğrenç eğlemleri İnsanlığın yüz karasıdır.
Açıkça saldırıyorlar.. Amerika insanlık hainidir. Mahallenin yaramaz çocuğudur. Ona buna saldırmakla yaşadığına inanır. Milli marşına “dünyanın her yerinde savaşırız” yazmıştır. Dünyanın zaptolunmaz, tutulmaz, laf anlamaz cahil bir zaptiye subayıdır. İç savaş hariç, kurulduğu ilk günden beri kendi ülkesinde hiç savaşmamıştır. Dünyaya savaş ekmiş, karşılığında barış hasat etmeye koyulmuştur. Barışı savaşla ödemektedir.. Barışın bedeli savaş..Bir acaip hal..
Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Irak konusunda “Amerikalı ile vizyonumuz aynı” demişti. Acaba şimdi Ermeni tasarısı konusunda da vizyonumuz aynı mı? Pardon “vizyon” ne demekti, vizon kürk gibi falan mı ?
Hocam,
Ne zor iş bütün bu yaşananları görüp duyup da birşey yapamamak. Nerde hata yaptığımız da belli. Bu kadar da burnun dikine gidili mi Allah aşkına? Bütün bunlar kabus mu? Biz nasıl yönetiliyoruz? Hakettiğimiz gibi ? Değilse neden hala …..görmüyoruz, duymuyoruz, konuşmuyoruz, eylem adamı olamıyoruz? Aynı Hz. Mevlana’nın belirttiği gibi ” İki kuşu birbirine bağla. Dört kanadı vardır fakat uçamazlar.” Bizim de kanatlarımızı bağladılar. Buna nasıl izin verdik?
” Bir adam , bir köpeğe sopayla vuruyordu. Köpek aldığı darbelerin acısıyla uluyordu. ” Ey köpek sana niçin vurdu ?” dedim .” Kendinden daha iyi birini görmeye tahammülü yok. ” dedi. ( Şibli)
Saygılarımla
Amerika denen yalan’ın ne dediği umrumda değil de bir akrabam var benim. Vaktiyle Ermenilerin bolca yaşadığı bir memlekettenim ben. Tehcir sonrası evlat edinilen bir Ermeni çocuğu “gavurdur” diye diri diri kuyuya attıkları bir memleket. Vicdan ve ahlak nerede burada?
Eğer o zamanki Türk devletinin bir tane bile masumun ölümünde dahli varsa (ki var) bu devletin savunulacak hiç bir yanı yoktur.
Bin yıllık tarih devletin değil, bu asil milletin tarihidir…
Ermeni meselesi “Ermeni meselesi” olmaktan çıkmıştır. Siyasi mesele olmuştur. Bu konuyu taraflar birbirini suçlamak ve yeni çıkarlar sağlamak için malzeme olarak kullanıyor. O zaman taraflar çözüm istemiyor. İşi uzatabildiği kadar uzatıyor. Bir konu siyasete düşmüşse artık kimse onu o çukurdan çıkaramıyor. Gerçeğin anlaşılması ahrete kalıyor. Her olayın artı-eksi yüzlerce boyutu var.. her boyut tarafsızca incelenmeden gerçek nasıl ortaya çıkar ? “Kuyuya atılan çocuk” da bir gerçek, Kirkor Zohrap efendinin 21 mayıs 1915 günü Deyrizor yolunda zaptiye tarafından başı taşla ezilerek katledildiği de bir gerçek.. Fakat söyleyemezsiniz. Bu yüzden bu mesele uzar gider.. İş siyasete döküldüğü için ben de ermeni meselesini, siyasi malzeme olarak kullandım ve “Mahallenin yaramaz çocuğu” başlıklı yazıda bilerek Amerikaya yüklendim. Keşke böyle olmasaydı da hep Ermeni meselesini konuşsaydık. Bu yarayı kapatmanın yollarını arasaydık. O zaman çözüme daha fazla yaklaşırdık. Slm.
Hakkı bey siz önce camilerde köy meydanlarında diri diri yakılan insanların tarihini bir araştırın.Bu kavgayı biz çıkarmadık.Çıkaracak bir millet olsak 1000 yıl beklemezdik herhalde.Şu ülkede son dönemde kendi tarihine devletine kültürüne aykırı çıkışlar yapmak moda oldu benim de bunu aklım almıyor.Affınıza sığınarak bu yorumu yazdım hocam kusurumu bağışlayın…
Çınar bey siz çıkardınız biz çıkardık kafası ile biz bu meseleleri çözemez ve kafamızı kuma gömmeye devam ederiz. Ne aykırı çıkışından bahsediyorsunuz? Ortada işlenmiş bir suç var. Bu suçu görmezden gelmek namus meselesi değil de nedir o zaman?
Hrant’a kulak veriniz lütfen:
http://www.youtube.com/watch?v=eDT8fLqGJyw
Sen çıkardın, ben çıkardım’la bir yere varılmayacağı kesin. Bu bir kan davası değildir. Kişisel konuları ayıklayıp meseleye daha geniş bir açıdan bakmak gerekiyor. Herkesin kendi fikrini bir kenara bırakarak, bir an için de olsa karşı tarafın da haklı olabileceğini düşünmesi gerekiyor. Şu veya bu sebepten bir savaş olmuştur. Bu savaşa iki taraf katılmıştır. İki halk yüz yıldan bu yana birbirine düşman olmuştur. Bunun çözülmesi gerekiyor. Sebepler yeteri kadar konuşuldu. Şimdi çözüm zamanı. Kıbrıs da öyle. Kangren olmuş yaralar bunlar. Acil ilaç nerede ? Çözüm adamı nerede ? Slm.
93 muharebesinde Çar’ın ordularına Anadolu’nun yolunu gösterenler Ermeniler, İstanbul’da 1895 ağustosunda Osmanlı Bankasını basan Ermeniler, Devlet başkanı sultan Abdülhamid’in arabasını havaya uçuran Ermeniler.. Sason ayaklanmasının İstanbul’da duyulması üzerine Kumkapıdan yola çıkarak Cağaloğlu’nda Vilayeti basıp muhafız alayı kumandanı Suat beyi şehit edenler Ermeniler. Daha neler neler..Şimdi bunlar unutulmuş sevapları ve günahları lle tarihe mal omuş bir siyasi partinin başarısız bir hükümetinin çıkardığı “1915 tehcir” kararı ile suç tek taraflı olarak Türkiye’ye yükleniyor. Devlet kendini bunlardan korumak zorunda değil miydi ? Olayın adını “katliam” koymuşlar. Katliam tek taraflı olur ve suçtur ancak bu olayda Ermenilerin suçu yok mu ? o zaman bu suç olmaz “etnik savaş” olur. Katliam lafını duyduğumdan beri hayret ediyorum. Bu eskiden duyulmazdı kim, ne zaman çıkardı bilmiyorum ? Bu acı olay iki taraflı bir “iç savaştır” çözüm için iki tarafın da dürüst olması gerekir. Her iki taraf da suçunu itiraf etmeden iş düzelmez. Kim ne yapmışsa açıkça söylemelidir. Türk hükümeti muhtemel bir “tazminat” davasını engellemek için sonuna kadar “inkara” niyetli, Ermeni diyasporası da Yahudilere para ödeyen Wolkswagen firmasının verdiği ümitle israrda kararlı.Olay bu efendim.
Hocam içimizdeki Ermeni yanlıları bize o tazminatı ödetir buna kuşkum yok.Her milletin bir hain kontenjanı vardır.Ama Türkiye bu kontenjan haddinden çok fazla.Hürmetlerimle
Malumunuz Berlusconi yıllar sonra Libya’dan sömürgecilik yaptıkları dönem için özür dileyerek günah çıkardı ve tazminat ödemeye razı oldu. Tabii bunu ticari kaygılar ile yaptıklarına şüphe yok. Zira Italya ithalatları giderek artan Libya pazarındaki fırsatlardan kendi şirketlerinin paylarının düşmesini istemiyordu. Fakat Ermeni ve Türk uzlaşmasının Türkiye’ye getireceği bir fayda olmayacağı gibi bu uzlaşma Azerbaycan petrolleri ve boru hatları sebebi ile eski heyecanını da yitirdi. Türkiye’ye ne yapacaklar. Gerekirse o tazminatı öderiz. Bunun siyasi sonuçlarına katlanırız, lakin ne için? Daha çok mu sevileceğiz. Yatırım ve iş olanaklarımız mı artacak. Niye bu gürültü. Irak’ı işgal eden mütecaviz Amerika, şimdi bu hikayeyi anlatan Amerikan filmine de bin türlü Oscar verdi. Oscar’ın evrensellik düttürüsü de yalan oldu. Kendin çal kendin oyna. Girdikleri toprakları kirletip sonra da üstüne teşekkür bekleyenler bir yanda. Evini kimi zaman acı reçeteler yazmak pahasına korumaya didinen toplumların bu en doğal haklarını bir suç unsuruna çevirip uluslararası pazarlıklara ve afdilemeye zorlananlar diger yanda. Insan haklari ve demokrasi imiş, hadi oradan kimi kandırıyorsunuz siz. Herkesin demokrasisi kendine.