Yayınlanma nezihuzel tarafından 27 Şubat 2011
Kategori: Baş Yazı
1,312 Görünüm

Bir sonbahar akşamı Beyoğlu sokaklarında yine titrek ışıklar dolaşıyordu, elektriğin henüz ufukta görülmediği, ampulün icat edilmediği o alacakaranlık ürpertili dönemde, özel günlerde geceleri fener alayları tertip ediliyor, ışıldaklar yakılıyor ve şehir esrarengiz bir aydınlığa bürünüyordu.
Şarkın dillere destan gizemi gün ağaran vakte kadar ortalığa egemen oluyor, şehir başka başka renklere kavuşuyordu. Bu akşam durum her zamankinden farklıydı. Sokaklarda koşuşan, bağıran, eğlenen, davul vurup borazan çalan, şakalaşan insan topluluklarının başlarında o ana kadar görülmemiş bir başlık vardı. Bir çeşit kısa beyaz bir takke ve üzerine kırmızı beyaz ve mavi renkli üç kokart..
Fisk ü fücur cümbüşü yazısını okumaya devam edin
Yayınlanma nezihuzel tarafından 25 Şubat 2011
Kategori: şundan bundan
593 Görünüm
Yayınlanma nezihuzel tarafından 25 Şubat 2011
Kategori: Destur
566 Görünüm

Münevver Ayaşlı
(Selanik 1906-Beylerbeyi 1999)
Yayınlanma nezihuzel tarafından 11 Şubat 2011
Kategori: Destur
765 Görünüm
Yayınlanma nezihuzel tarafından 11 Şubat 2011
Kategori: Günün Çilesi
798 Görünüm

(Arşiv’den)
Petrol’den önce yeryüzünün ilk uyanıkları olan Avrupalı’lar dünyanın tüm zenginliklerinin Hindistan’da olduğuna inanırlardı. Marko Polo’nun seyahatindan sonra başlayarak dört yüz yıl süren bu Hindistana ulaşma sevdası, Avrupa’ya Amerika’ yı keşfettirmiş, büyük ticaret yollarını açtırmış, Hindistan yolu üzerinde bulunan Osmanlı devletini saf dışı ettirmişti.
Avrupa’da Hindistana gitme yarışı 16. yüzyılda Portekizlilerle başlamıştı. Bir buçuk yüz yıl sonra bu yarış kanlı bir İngiliz-Fransız rekabetine dönüştü. Son iki yüz yıl içine tüm Asya’nın muazzam serveti Avrupa’ya aktı. Dünyanın tüm ülkeleri iki yüz yıl boyunca Paris ve Londra sosyetesine çalıştı.
Mısır’ı İngiltere yıktı yazısını okumaya devam edin
Son Yorumlar