'Baş Yazı' kategorisi için arşiv

Yanlış ata oynamak

93784.jpg

Yüzbaşı’nın kitabı

 

Nezih Uzel’den not: Gazetecilikte önderim, üstadım, hocam, bundan kırk yıl önce 1968 nisanında şu fâni dünyada günlerini tamamlayarek alemi ukba’ya göç eden  devrinin şöhretli köşe yazarı Refi’ Cevad Ulunay, gençliğinde siyasette yanlış ata oynadığı için ülkenin o zaman değişen sahipleri tarafından memleketten çıkarılmış, yıllarca gurbet ellerde çile çekmişti. Ülkeye döndükten sonra da kusurunu anlayıp artık hiç siyaset yazmamıştı. Siyasette yanlış değil, doğru ata bile oynasa insan, ağır vebal altına girer. Siyasetin bir yalanlar yumağı olduğu günümüzde ise bir yazar için bu tehlike daha da ulaşılmaz boyutlara varmıştır. Bir devrin haini bir başka devrin kahramanı, bir devrin kahramanı bir başka devrin haini olduğu sürece insanlar için bu işten hayır yoktur. Edebiyata yönelmeli. Edebiyatta derece almalı. Sonra siyaset de yazsanız kimse alınmaz edebiyat zannederler. Victor Hügo’nun “sefiller” romanı   gibi. Bendeniz siyasî tavırlı yazılarıma “Yüzbaşı Bennett” in hikayesi ile son veriyorum. O bir zorunluluktu, yerine getirdik. İnşallah yeni baskısı yapılmaz. Saygılar sunarım.

Bize yazık olurdu

ataturk2.jpg                                                        

Düşmanlar ülkemize saldırmasaydı

Atatürk  Samsun’a çıkmasaydı

Vatanımız emin ellerle yeniden kurulmasaydı

Bize yazık olurdu

Bu ülkenin insanı insanca yaşamayı seçmeseydi
Şerefli tarihine sahip çıkmasaydı
Ülkede güvenilecek kimse olmasaydı

Bize yazık olurdu

Bu toprağın insanı çalışıp kazanmasaydı
Hakkını, onurunu korumasaydı
Düzeni dürüst çizgide tutmasaydı

Bize yazık olurdu

Bu yörenin insanı birbirini sevmeseydi
Tasada kıvançta birleşmeseydi
Gözünü hür ufuklara çevirmeseydi

Bize yazık olurdu

Altımızdan üstümüzden belâ yağmasaydı
Belâya direnecek güç bizde bulunmasaydı
Kafamız dinç gönlümüz yüce olmasaydı

Bize yazık olurdu

Elimizden gelmeseydi
Kafamızda akıl yer etmeseydi
Yaradan bizi sevmeseydi

Bize yazık olurdu

Bunca asrı devirmeseydik
Kötü günü iyiye çevirmeseydik
Bize y
azık olacak demeseydik

Bize yazık olurdu

Dostlar ! halimize şükretmeseydik
Şöyle bir oturup fikretmeseydik
Bütün bunları yapmasaydık 

Ve o zaman, ey Yolcu
Bu hayat bize yazık olurdu.

Misafire saygı etmeli

4481718.jpg 

Saray gelini Diana  

                                       

Dost ve kardeş İngiltere’nin 82 yaşındaki kraliçesi Majesteleri Elizabet hanım Türkiye’nin şeref misafiri. Devletimiz Kraliçeyi büyük törenlerle karşıladı. Cumhurbaşkanımız bu uğurda simokin giydi. Hanımı pek ileri tarzda süslendi. Başbakanımız beyaz papyon kravat taktı. Devletin zirvesi bu karşılama töreni için özel kurslar gördü. Protokol kuralları öğrendi. Kraliçeye nasıl reverans yapılacak, elinin kaç parmağı öpülecek, bu sırada diz nasıl kırılacak günlerce çalışarak öğrendiler.

İngilizler moral verdi “Kraliçemiz öyle her şeye aldırmaz” dediler. Sırasında protokol’e kulak asmayan sıcak kanlı Kraliçe geçenlerde Buckingam Sarayı’nda Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozi’nın sevgilisini ağırlarken, kadını yatacağı odaya bizzat götürmüş, tuvaleti bile  göstermiş, “buraya işeyeceksin” demiş.

Devletimizin misafiri olan İngiltere Kraliçesi’ne hörmet etmemiz gerekir. Bunun  amıcası vaktiyle asaleti olmayan sıradan bir kadına aşık olup tacı tahtı terk etmiş kadının peşinden gitmişti. Sanırım 8. Edward olacak, ben çocuktum gazeteler günlerce yazmıştı. Daha sonra kız kardeşi Margaret, Towsend isimli bir yüzbaşıya aşık oldu. Yandı yakıldı evlenmek istedi. Saraylı’lar bırakmadılar, o olayı da aylarca, yıllarca gazetelerden okuduk. Şimdi bunların sırası değil, Devletimizin misafirine saygı etmeliyiz..

Bu Hanım’n gelini oğlunu kandırıp bir Arapla sevişti, Saray’dan kovuldu. Tam Araptan hamile kaldığı söyleniyordu ki, kadın kuşkulu bir trafik kazasında dünyasını değiştirdi. Bu iş o zaman 102 yaşında olan ve “Queen Mom” (Mumya kraliçe) diye anılan Ana kraliçe’nin başının altından çıktığı söylendi. Mumya Kraliçe  Hanedan’ın namusunu kurtarmak istemiş: Töre cinayeti.

Ne olduysa oldu, anlayamadık. Leydi Diana’nın kazanın olduğu Paris’te, can verdiği yerde, şimdi Amerikalı turistler her hafta mumlar dikip ayin yapıyorlar, tütsüler yakıp tapınıyorlar. Değerli misafirimizin müteveffa gelini’ne dinince dinlenmesi için dualar ediyoruz. Kraliçe’nın küçük kardeşi Margaret geçende TV’lerde göründü. Yaşlanmış, Afganistan’da Taliban kovalayan yeğeni Edward’a gülücük yaptı, madalya taktı. Uzatmalı sevgilisi Yüzbaşı ne oldu acaba ? Misafirimize saygı etmeliyiz.

Devletimizin şerefli misafiri bu yıl 82 yaşına gelen İngiltere kraliçesi Elizabet hâlâ tahtını bırakmadığı ve bırakmaya da niyeti olmadığı için oğlu Charles kral olamıyor. Charles’in müslüman olduğu ve Kıbrıslı Hoca tarafından sünnet edildiği rivayetleri ortada dolaşıyor. Doğrusunu Rabbim bilir. Bu hanedanın başına gelenler Osmanlı hanedanı’nın  bile başına gelmemiştir. Ancak bütün bunlar Değerli misafirimizi, bağrımıza basmamıza engel olamaz…Misafirimize saygı göstermeliyiz.

İngiltere Kraliçesi Majesteleri Elizabet bu ziyareti sırasında Bursa’ya gidecek. Sultan Abdülmecit zamanı o çağda Osmanlı Ülkesinde İngiliz tahtını temsil eden Büyükelçi Lord Stratfort Canning’de Bursa’ya gitmiş ve Manchester ipeği ile rekabet eden Bursa ipek tezgahlarını sembolik biçimde bastonuyla kırmıştı. Acaba “Ho Majesty’s”in şimdiki büyükelçisi de böyle bir davranış içinde olabilir mi ? Elizabet’in Bursa’da ne aradığını merak ediyorum doğrusu… İpek işi çoktan bittiğine göre herhalde Çekirge’de vaktiyle Theodora‘nın yıkandığı sulara girecektir. Bin yıl sonra Eski Kaplıca’da, Aslan Ağzı‘nda  bir kraliçe daha…

Bundan  birkaç yıl önce Majesteleri sabah uyandığında yatağında bir yabancının oturduğunu görmüştü. Derhal koruculara bakıcılara haber verildi bu kişi dışarı atıldı. O zaman İngiltere’de gazeteler bir delinin güvenliği aşarak Kraliçenin yatak odasına girdiğini yazmışlardı. Sorguya çekilen adam ise “İngiltere Sarayı’nda güvenliğin ne kadar zayıf olduğunu kanıtlamak istedim” dedi. Adamın deli olmadığı anlaşılmıştı.

Devletimizin mümtaz misafirine saygı ediyor ve onu gönülden kutluyoruz.

Borcunuzu Ödemeden gitmeyin

311.jpg
Tunalı Hilmi Bey

Ankara’da Tunalı Hilmi Caddesi var. Neden bu caddeye bu ismi vermişler ? Merak eder dururdum. Türkiye’de şu sırada “Anayasa” konuşulurken kader beni, ölümünden 85 yıl sonra bu önemli zatla tanıştırdı.

I.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Bolu milletvekili  olan Tunalı Hilmi bey Sakarya Savaşı’nın devam ettiği günlerde Meclis’te şöyle bir konuşma yapıyor:

Arkadaşlar ! Bu Meclis’in görev süresi daha önce Sakarya Savaşı’nın kazanılması şartına bağlanmıştı. Savaş’tan iyi haberler geliyor, ola ki, şu günlerde zaferi kazanabiliriz. O zaman hepiniz evlerinize döneceksiniz, ancak unutmayın ki, maaşlarınızı bu ay peşin aldınız, meclis kasasına 1500 lira borcunuz kalacak… ödemeden gitmeyin. “

Tunalı Hilmi bey’in hayat hikayesi şöyle:

“28 Ağustos 1871′de Eskicuma’da doğdu. Jön Türk ve Türkçülük Hareketlerinin önde gelen adlarındandır. Fatih Askeri Rüşdiyesi’ni bitirdi. Kuleli Askeri İdadisi öğrencisiyken Teşvik adlı gizli bir haftalık dergi çıkardığı için tutuklandı. Daha sonra girdiği Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de “Gizli Mektepliler” adlı bir örgüt kurdu. Ekim 1895′te, son sınıf öğrencisiyken Avrupa’ya kaçarak Cenevre’ye yerleşti. Öğrenimini Cenevre üniversitesinde sürdürerek pedegoji bölümünü bitirdi.Avrupa’da ilk yıllarını Jön Türk hareketinin kuruluş çalışmalarıyla geçirdi. Meşveret ve Mizan gazetelerinde yazılar yazdı. Hutbe adını verdiği küçük broşürlerde Jön Türklerin düşüncelerini dile getiren propaganda yazıları kalem aldı. Mücadele çizgisini ılımlı bulduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde Osmanlı İhtilal Fırkasını kurdu.(Ocak 1896) 1898′de İttihat ve Terakki Cemiyeti müfettişi olarak Mısır’a gitti, Cemiyetin Kahire’deki şubesini örgütleyerek Avrupa’ya döndü. II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra İstanbul’a geldi, başta İnkılap olmak üzere çeşitli yayın organlarında yazılar yazdı. 1920′de Bolu mebusu olarak Son Osmanlı Meclisi Mebusanı’na girdi. İstanbul’un işgali ve meclisin çalışamaz duruma düşüp dağılması üzerine Ankara’ya geçti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gene Bolu’yu temsil etti. mayıs 1920′de Ereğli’yi(Karadeniz) işgal etmek isteyen fransız birliğine karşı direnişi örgütledi. 1921 Anayasası’nın hazırlık çalışmalarına katıldı ve TBMM’deki uzun ve ateşli konuşmalarından ötürü adından sık sık sözettirdi. II. ve III. Dönemlerde (1923-27 ve 1927-31) TBMM’de Zonguldak milletvekili olarak görev aldı. Tunalı Hilmi‘nin en önemli yapıtı, Un projet d’organisation de la souverainete du peuple en Turqie (Türkiye’de halk Hakimliği(düzen) Bir şart- Bir dilek, 1904) adıyla yayımladığı ayrıntılı anayasaya tasarısıdır. Bu çalısması Fransızcasından çevrilerek Tarih ve Toplum dergisinde “Tunalı Hilmi‘nin Halk Hakimiyeti Risalesi ve Anayasa Tasarısı” adı altında yayımlandı (mart 1984, sayı 3). 22 Kasım 1928′de İstanbul’da öldü.

Yeni Anayasa yapanlara Tunalı Hilmi’nin adı geçen kitabını tavsiye edebilir miyiz…? Richmond Oteli Anayasacıları belki masörler tarafından “gassal elinde meyyit”gibi sağa sola çevrildikten sonra gece yataklarına uzandıklarında okursalar iyi gelir.

Tunalı Hilmi’nin aziz hatırası önünde huşû ile eğilirim.

Seçilmenin Emin yolu

Seçtiğinle seçilirsin.
           Talha Bora Öge


Son Yorumlar