Tekkeden Sahneye İlahilerle 40 Yıl
Tarih: 07.04.2008
Saat: 20:00
http://www.crrks.org/?page=etkinlik&cat=1&id=421
Tekke ve dergâhların kapatılmasının ardından, Tasavvuf kültürünün toplumumuzdan şiddetle silinmeye başlandığı yıllarda, İstanbul’da eski dergâhların yadigârı insanlar, Üsküdar Sultan Tepesi’ndeki Özbekler Tekkesi’nde bir araya gelerek ayinleri, ilahileri, nefesleri, gözleri yaşlı, hûşû içinde mırıldanmaya devam ettiler.
Nezih Uzel ve Kudsi Erguner ikilisi, dergâhın son Şeyhi Necmeddin Efendi’nin 1971 yılında vefatına kadar devam eden bu meclislerde yetiştiler.
Derviş Muammer, Hulûsi Gökmenli, Cahid Gözkan, Halil Can, Saadeddin Heper, Ulvi Erguner, Sebilci Hüseyn, Albay Salahaddin, Salah Bilici, Munir Nureddin Selçuk gibi üstadlardan meşk ettikleri ilâhileri, dünyanın her yerinde verdikleri binlerce konserde ve yayınladıkları plaklarda dinletiye sundular.
Mevlevî Müziği ve Ayinini 1970 yılından bu yana dünyanın en önemli sanat festivalleri ve en prestijli konser salonlarında tanıttılar. 1974 yılında Fransız Radyosu’nun yayınladığı 33 devirlik plaklarında ilk kez “Sufi muziği” adını kullanarak tasavvuf müziği ve edebiyatının tüm dünyada gündeme gelmesine önemli katkıda bulundular.
Tuhaftır ki Tasavvuf müziğini toplumumuza hatırlatan, uluslararası şöhret sahibi bu ikili, Türkiye’de hiç konser vermemiştir.
40 yıl sonra ilk kez CRR Konser Salonu’nda dinleyicileri ile buluşacaklardır.
Şeyh Necmeddin Efendi’nin halifesi olan ve son mûsikî ustaları ve tasavvufî şahsiyetlerinden nasib almış olan Nezih Uzel bu ikili konusunda şunları yazıyor: “Kudsi Erguner’in Paris’te oluşu ile geleneği oraya taşıdık. Kudsi o yıllarda mimarlık okuyordu. Ben de ara sıra Paris’e giderdim. Geceleri fazla dolaşmaz, bir yerlerde toplanıp eskilerin deyimi ile “esma surerdik”. Sonunda konser vermek üzere sahneye çıktık, ne var ki etrafıma baktığımda hep tanıdık yüzlerle karşılaştım, sanki evde veya tekke’de gibiydik. Aradan 40 yıl geçti, ne o insanlar bizden ayrıldı, ne de biz onlardan ayrıldık, sonra sayıları arttı. Neden dinliyorlar hep merak ediyordum. Ama ben okuyunca, Kudsi de ney üfleyince iyi oluyor, Kudsi’den baska hiçbir Ney beni rahatlatmıyor. Bir ömür böyle geçti, belki birkaç yıl daha geçer. Sonra sen sağ ben selâmet. Biz gideriz, sesimiz size kalır. Kalın sağlıcakla.“
Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen Türkiye’nin 450 yıllık başkenti İstanbul, işgale uğradı.
Bennett, bu işgalin ünlü İngiliz İstihbarat görevlisiydi. Savaşta Subay kalmadığı için onu yirmi yaşında Yüzbaşı yapmışlardı. Bennett, İstanbul’da beş yıl kaldı ve Türkiye’nin yakın tarihinde derin bir iz bıraktı.
Atatürk’ün Samsun’a gidişinde, heyetin Boğaz’dan çıkış vizesini Bennett imzaladı.
Türkiye üzerine yapılan hesaplara şahit oldu.
Yunanlıların, Ermenilerin, Kürtlerin ve bilhassa Ortadoğu’nun üzerindeki İngiliz politikasının içyüzünü öğrendi.
Bu kitap ölümünden iki yıl önce,
1972 yılında Üsküdar’da Sultantepe’da elli yıl önce milliyetçileri kovaladığı Özbekler Tekkesi’nde, kendisi ile yapılan röportaja dayanmaktadır.
Nezih UZEL
SELİS KİTAPLAR


Son Yorumlar